AKDENİZ FORUM
Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfam Yap

Ana Sayfa Benim Konularim Benim Mesajlarim
Geri git   AKDENİZ FORUM > Eğitim > Dersler / Ödev > Edebiyat - Türkçe
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Arama Bugünki Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Cevapla
 
Seçenekler
Alt 07-26-2006   #1
Sh€qiL
W€b@dmin
 
Sh€qiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Türkiyenin En Kaliteli Bilgi Paylasim Mekani AKdenizForum..
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik Tarihi: Jun 2006
Nerden: Kahramanmaraş
Mesajlar: 3.194
Üye No: 2
Extra Bilgiler
Tecrübe Puanı: 100
Rep Gücü : 17891
Rep Derecesi : Sh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond repute
İletişim
ok Yazar Ve Şaiirlerimizi Tanıyalım

Bu Başlık altında Şairlerimizi Tanımamıza Yardımcı oLucak Bilgileri Vericem..

Mesajınızda:

-> Mail Adresinizi verirseniz,
-> Konuyla alakasız yorum yaparsanız / Konuyla alakasız bir soru sorarsanız,
-> Amaçsız, içinde paylaşım olmayan, saçma konular açarsanız,
-> Üstüste mesaj yazarsanız ( Flood yapmakda denir),
-> Küfür ederseniz,
-> Konuyla alakasız bir başlık atarsanız,
-> Mesajınızın tamamını büyük harfler veya puntolar kullanarak yazarsanız,

Mesajınız SİLİNİR ayrıca siz BANLANIRSINIZ.


Bu tip mesajları ihbar etmek için yukarıda işaretlenmiş olan yere tıklayarak yöneticiyi uyarabilirsiniz.



AkdenizForumLa aLakasız KonuLarda Lütfen EkLemeyiniz.
iLetişim Ve Yazışma Adresi : destek@akdenizforum.com
Sh€qiL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-26-2006   #2
Sh€qiL
W€b@dmin
 
Sh€qiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Türkiyenin En Kaliteli Bilgi Paylasim Mekani AKdenizForum..
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik Tarihi: Jun 2006
Nerden: Kahramanmaraş
Mesajlar: 3.194
Üye No: 2
Extra Bilgiler
Tecrübe Puanı: 100
Rep Gücü : 17891
Rep Derecesi : Sh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond repute
İletişim
Thumbs up Aşık Veysel Şatıroğlu

Aşık Veysel Şatıroğlu



Ben giderim adım kalır


Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir

Dostlar beni hatırlasın



Can bedenden ayrılacak



Tütmez baca, yanmaz ocak

Selam olsun kucak kucak

Dostlar beni hatırlasın...


Aşık Veysel, hayatini anlattığı bir şiirinde "Ücyüz-onda gelmiş idim cihana" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş. Anasi Gulizar, bir yaz günü koy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurmuş Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet; bebenin adini Veysel koymuş. Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüş Veysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgını olmuş Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, cicegin beyi çıkmış kendi deyimiyle... Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş, önceleri. Yalnız ışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına "Çocuğu Akdağmadeni'ne götür, orada bu gözünü açacak bir doktor var." demişler. Sevinmiş Ahmet emmi. Gel gör ki talihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel'in. Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın donuverince; yakında bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece. Veysel'in Ali adında bir ağabeysi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış. Hepsi çok üzülmüşler Veysel'in kotu kaderine.

Babası meraklı adammış. Halk ozanlarından şiirler okuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas'ın köyleri saz sairleriyle dolu. Onlar da ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyle dinlermiş calip söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alıp vermiş ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıh'lı Ali Ağa'dan almış. Ve gitgide, kendini iyice saza vermiş Veysel. Unlu Halk ozanlarının şiirlerini çalıp söylemiş bir zaman. Yirmibes yasındayken (1919) anası, babası Veysel'i Esma adında bir kızla evermişler ve kısa sure sonra ikisi de göçüp gitmiş bu dünyadan (1921). Acı üstüne acı gelmiş, ama bitmemiş talihin kotu oyunu. İkinci çocuğu on günlükken, anasının memesi ağzına tıkanarak ölmüş, ardından da karisi yanaşmalarıyla evden kaçmış. Bu olay çok koymuş Veysel'e. Daha dertli olmuş ve iyice içine kapanmış. Karisi koyup gittiğinde bir kızı varmış Veysel'in. Daha bir yasini bile bitirmemiş. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel, ne çare o da yaşamamış. Bu sıralar Veysel'i yeniden evermişler. Bu karisi çocuk vermiş Aşığa. Biri olmuş, iki oğlan, dört kız, altısı sağ. Onlar da 18 torun vermiş Veysel'e.

Aşık Veysel, Cumhuriyetin Onuncu yıl dönümüne rastlayan 1933 yılına kadar, başka ozanların şiirlerini çalıp söylemiş. Kendi deyişlerini söylemekten utanır, çekinirmiş. O yıllarda sairlerimizden rahmetli Ahmet Kutsi Tecer tanımış Veysel'i. Onun ışık tutuculuğuyla Veysel'in şiirleri aydınlığa kavuşmuş. Veysel; şairliğinin gelişmesinde Tecer'in büyük yardımlarını gördüğünü söylerdi her zaman. Veysel'in gün ışığına çıkan ilk şiiri Gazi Mustafa Kemal Pasa için söylediği: "Türkiye'nin ihyası Hazreti Gazi" mısrasıyla başlayan şiirdir. Bundan sonra bütün yazdıklarını calip söyler olmuştu. 1933 yılına kadar, köyünden dışarı hemen hemen hiç çıkmadığı halde; bundan sonra bütün yurdu dolaşmış, yurdunun çeşitli şehirleriyle kasabalarını, köylerini yakından tanımıştır. Halk ozanlarından en çok Karacaoglan'i, Yunus'u, Emrah'i, Dertli'yi severdi. Çağımızın ozanlarından Ahmet Kutsi Tecer'in ayrı bir yeri vardı Veysel'de. Onun aracılığıyla Koy Enstitülerinde bir sure saz öğretmenliği de yapmıştı Veysel. Sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Cifteler, Kastamonu, Yildizeli, Akpınar Koy Enstitülerinde bulunmuştu. 1952 yılında İstanbul'da büyük bir jübilesi yapılan Aşık Veysel'e 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Anadilimize ve Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı" özel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylık bağlamıştı.

Veysel'in bir başka özelliği daha vardı; köyünde ve çevresinde ondan önce bir tek meyve ağacı olmadığı halde, Sivrialan'da ilk meyve bahçesini o yetiştirmişti. Hem öyle bir bahçe ki, içinde elmadan kayısıya, kirazdan cevize kadar turlu turlu meyve ve çiçek vardı. Veysel, kardeşlerinin yardımıyla bu bahçeyi yapmaya başladığı zaman köylüleri "Atalarımız bunca yıl böyle bir is yapmamışlar, su kor adam onlardan iyi mi bilecek ki böyle ise kalkıştı?" demişler. Birkaç yıl sonra ağaçlar yetişmiş, meyve vermiş. Köylüler önceki dediklerini hatırlayıp utanmışlar ve bu defa "O kor değilmiş, meğer kor olan bizmişiz diyerek Aşık Veysel'i kutlamışlar. iste böylesine uzağı gören bir insandı o... Yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşadı (ölümü 21 Mart 1973). Fakat karanlık gözlerindeydi yalnız, içi apaydınlıktı, şiirleri de öyle... Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarim yüzyılı aşkın bir sure yazdıklarıyla, calip söyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı. Sanırım simdi de mezarında son uykusunu ışıklar içinde uyuyordur. Yalnız çağımızda yasayanlar değil, bizden çok sonra yasayacaklar da "Dostlar Beni Hatırlasın" şiirini unutmayacaklar ve her zaman rahmetle anacaklardır.
Sh€qiL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-26-2006   #3
Sh€qiL
W€b@dmin
 
Sh€qiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Türkiyenin En Kaliteli Bilgi Paylasim Mekani AKdenizForum..
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik Tarihi: Jun 2006
Nerden: Kahramanmaraş
Mesajlar: 3.194
Üye No: 2
Extra Bilgiler
Tecrübe Puanı: 100
Rep Gücü : 17891
Rep Derecesi : Sh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond repute
İletişim
Arrow Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)

Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973)



Hecenin Beş Şairi'nden biri olan Faruk Nafiz Çamlıbel 898’de İstanbul’da doğdu. Tıp öğrenimini yarıda bırakıp bir süre gazetecilikle uğraştıktan sonra, 1922-1946 arasında Kayseri, Ankara ve İstanbul’da edebiyat öğretmenliği yaptı. 1946’dan 27 Mayıs 1960’a kadar Demokrat Parti’den İstanbul milletvekili olarak TBMM’de bulundu. 27 Mayıs’ta tutuklanıp Yassıada’ya gönderildiyse de on altı ay sonra aklanarak serbest bırakıldı.Faruk Nafiz Çamlıbel yalın ve içtenlikli bir dil kullanarak aruz ölçüsüyle yazdığı ilk şiirlerini 1918’de Şarkın Sultanları, 1919’da Gönülden Gönüle adlı kitaplarında topladı. Sonralarıysa aruz ölçüsünden uzaklaşarak hece ölçüsünü benimsedi ve şiirlerinde hecenin özellikle 7+7 kalıbına bir ses zenginliği kazandırdı.

Bu dönemde bir “memleket edebiyatı” yaratmak isteğiyle Anadolu insanının aşkını (Han Duvarları), eski sevdaları (Çoban Çeşmesi) dile getiren şiirler yazdı; gerçek sanatın Anadolu’ya yönelmesi gerektiğini (Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken/ Söylenmemiş bir masal gibi Anadolu’muz/ Arkadaş biz bu yolda türküler tuttururken/ Sana uğurlar olsun ayrılıyor yolumuz) ortaya koymak başlıca kaygılarından biri oldu. Faruk Nafiz Çamlıbel, şiirin yanı sıra, yurt ve milliyet sevgisini işlediği Akın (1932), toplumsal gerçeklere yöneldiği Canavar (1925) gibi oyunlar da yazdı.

Şiir kitapları: Şarkın Sultanları, Gönülden Gönüle, Dinle Neyden, Çoban Çeşmesi, Suda Halkalar, Bir Ömür Böyle Geçti, Akarsu, Heyecan ve Sükûn, Zindan Duvarları, Han Duvarları.
Sh€qiL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-26-2006   #4
Sh€qiL
W€b@dmin
 
Sh€qiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Türkiyenin En Kaliteli Bilgi Paylasim Mekani AKdenizForum..
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik Tarihi: Jun 2006
Nerden: Kahramanmaraş
Mesajlar: 3.194
Üye No: 2
Extra Bilgiler
Tecrübe Puanı: 100
Rep Gücü : 17891
Rep Derecesi : Sh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond repute
İletişim
Thumbs up Ahmet Hamdi Tanpınar

Ahmet Hamdi Tanpınar

Ahmet Hamdi Tanpınar, 23 Haziran 1901 tarihinde İstanbul'da doğdu.İstanbul'da Ravaz-i Maarif İbtidaisi'nde, Sinop ve Siirt rüşdiyelerinde, Vefa, Kerkük ve Antalya sultanilerinde öğrenim gördü. Baytar mektebini bırakarak girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden 1923 yılında mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara liseleriyle, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı, aynı akademide estetik ve sanat tarihi dersleri verdi (1932 - 1939). 1939 yılında İstanbul Üniversitesi'ne Yeni Türk Edebiyatı Profesörü olarak atandı. Maraş Milletvekili olarak 1942-1946 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulundu. Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptıktan ve Güzel Sanatlar Akademisinde eski görevinde çalıştıktan sonra 1949 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne yeniden döndü ve bu görevde iken 24 Ocak 1962 tarihinde İstanbul'da öldü.

Öykü Kitapları

Abdullah Efendi'nin Rüyaları (1943), Yaz Yağmuru (1955), Hik(yeler (Kitaplaşmayan iki hikâyesiyle birlikte tüm öyküleri, 1983).

HAKKINDA YAZILANLAR

Hazır Reçete Yok !
Her şey bizden bir yeni terkip bekliyor
Mahmut Çetin

Türk aydını, Osmanlı devletinin Batı karşısında çözülmesiyle yeni bir kültür dünyasına açılır.Bu çaba Osmanlı devletinin yıkılması ve onun değer yargılarının tasfiyesiyle hızlanır.Aydınlarımız bu maksatla önce yerli olanla islami olanı ayırıp, yerli olana bağlanmayı dener.Ardından yerli olan kültür kaynağını iyice daraltıp folklordan hareketle teorik bütüne ulaşmayı düşünürler.Folklordan hareketle bir çok fikri üretim yapılmasına rağmen, bu arayış asıl amaç olan ‘yeni bir teorik zemin’i oluşturamaz.I.Tarih Kongresiyle ortaya yeni bir tez atılır.Tez şudur: “Bütün dünyaya şamil medeniyetin mebde ve menşei Orta Asya’dır.”(1)

Erol Güngör esaslı bir eleştiriye tabi tuttuğu bu tezi şöyle özetler.Yeni teze göre Orta Asya medeniyetin beşiğidir.Türkler Orta Asya’da yaşarken bir kuraklıkla yurtlarından ayrılmışlar, dünyanın değişik yerlerine göç etmişler ve medeniyeti dünyaya yaymışlardır.Bu arada Anadolu, Mısır ve Mezopotamya’da yeni yeni medeniyetler kurmuşlardır.Etiler, Hititler ve Sümerler gibi.Türkler müslüman olunca yeni bir göç dalgasıyla yeniden Anadolu’ya ulaşmışlar, buradaki Eti , Hitit kültürleriyle yeniden kaynaşmışlardır.Anadolu 4 bin yıllık Türk yurdudur.Cumhuriyetle bu en eski Türk kültürlerine sahip çıkılmıştır.(2)

Karahanlı-Selçuklu-Osmanlı zinciri Türk tarihinden bir sapma mı ?

Teorinin buraya kadar olan kısmı, Anadolu üzerinde gözü olan Batı ülkelerine karşı sevimli bir çıkış olarak görülebilir.Ancak teoriyi üretenler hızını alamayıp asıl Türk tarihinin kaynağını Anadolu Medeniyetleri adı altında Eti-Hitit-Sümer zincirine bağlar ve Türk tarihinin Karahanlı-Selçuklu-Osmanlı zincirini asıl özden bir sapma olarak niteler.Bu nedenle Türklerin müslümanlaşmasından sonraki dönemler, gözden geçirilmesi gereken dönemlerdir.Aydınlar başlangıçta -genellikle- kabul etmekle birlikte zaman bu tezi geçersiz kılar.

İki ara bir dere: Batı

Karahanlı-Selçuklu-Osmanlı dönemini es geçerek oluşturulmak istenen tarih anlayışlarının geçersizliği, arayış içindeki odakları, Batı medeniyetini evrensel tek bir medeniyet olarak görmeye ve ona entegre olmaya itmiştir.

Batı medeniyetine entegre olma düşüncesi Nurullah Ataç tarafından teorik birliğe ulaştırılmaya çalışılır.Belki de yabancılaşma dönemi boyunca sınırlı da olsa başarıya ulaşmış tek düşünce budur.1938 yılından sonra fikir hayatımıza bu düşünce hakim olmuştur.Bu görüşe göre Batı medeniyetinin gelişme çizgisi, bütün insanlık için ortaktır.Batı medeniyeti dışında ortaya çıkan medeniyetler ayrıktır ve onların ancak folklorik bir değeri vardır.Yerli medeniyetlerin tasfiye edilip, Batı medeniyetine adapte olmaları tarihi bir zarurettir.Bundan dolayı Yunan, Latin ve Fransız kaynaklarından Batı kültürü aktarılarak, pozitivizmde karar kılınmıştır.Resmi görüşe paralel olarak, Batı’dan aktarılan yeni fikir akımları sınıf ya da üretim temelinden yoksun olmasına rağmen siyasi yönelişlerde ve kadrolaşmada kaynak olmuştur.Batı alıntılarıyla, aktarmacılığıyla devlete ‘kapılanma’ mümkün olduğundan resmi siyaset ve kültürü kendilerine göre yorumlayan siyasi gruplar, üretimden kaynaklanmayan gelirlerle ‘sübvanse’ edilerek ithal bir kültür ortaya konmuştur.(3)Bu aktarma kültürün etkisi günümüzde azalarak sürmektedir.

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ileri sürülen tarih görüşleri 1950 sonrası serbestlik ortamıyla, devlet görüşü olmaktan çıkmıştır.Bu görüşlerin ileri sürüldüğü dönemlerde ise daima karşı tezler var olmuştur.

Kültüre dayalı çözüm: ‘değişerek devam etmek’

Bu karşı tezlerden biri de Anadoluculuktur.Özellikle Yahya Kemal’in tarih görüşü bu isimle ifade edilmiştir.Bu görüşe göre Türk Tarihi, Malazgirt Zaferiyle başlar.Dilin ve milletin önceki macerası, bu tarihin bir çeşit mukaddimesinden ibarettir.Malazgirt Zaferi, İstanbul’un Fethi ve Milli Mücadele, Fransız İnkılabı çapında ‘doğu rönesansı’na kaynaklık etmişlerdir.

Yahya Kemal’in fikri halefi durumundaki büyük yazarımız Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur adlı şaheserinde roman örgüsü içinde üç önemli tezi de yoğurmaktadır.Tarihinin sürekliliği, kültür devrimlerinin başarısızlığı ve milli çözüm: halkın gücü.

Bizim üç ana başlıkta topladığımız Huzur tezleri, bütüncül bir tarih tezi ortaya koymuştur.“Yalnız bir şeyi biliyoruz.O da bir takım köklere dayanmak zarureti, tarihimize bütünlüğünü iade etmek zarureti.bunu yapmazsak ikiliğin önüne geçemeyiz.Muvazalar daima tehlikelidir.”(4)

Tarihi bütünlüğün sağlanması, yani tarihin bir takım zoraki tezlerle değil, sadece vakıa-olgu olarak değerlendirilmesini gerektirir.Tarihin belirli devirlerini tasviye edip yerine mantıki tezler teklif edememe durumu, toplumda mutlak bir yabancılaşmayı başaramasa da değer yargılarını yozlaştırmaktadır.
Bu tahribat nedeniyle fertler, toplumlarına has hüviyetlerini temsil edemez hale gelmektedir.Hüviyetini bulamayan fertlerin oluşturduğu toplum bunalımlara gebe bir toplumdur. “Evvela insanı birleştirmek.Varsın aralarında hayat standardı yine ayrı olsun; fakat aynı hayatın ihtiyaçlarını duysunlar.”(5)Köklerine bağlı fertler, farklı içtimai sınıflara mensup olsalar bile ‘biz şuuru’nu muhafaza edeceklerdir. “Maziyi ihmal edersek hayatımızda ecnebi bir cisim gibi bizi rahatsız eder.”(6) Tarihi birikimden kaçmak boşuna bir çabadır.İnsan için hafıza neyse, millet için de tarih odur.Nasıl insan fikir değiştirebildiği halde hafızasını silip atamamaktaysa, milletler de günlük zaruretler nedeniyle tarihi birikimlerini silip atamazlar.Silip atmaya kalktıkları durumda bile hayatın tabii akışı ‘günlük dayatma’ları geçersiz kılacaktır.Yabancılaştırmanın başarıldığı iddia edilen sömürge topraklarda bile toplumsal doku hepten silinememekte ve tarihi birikim ‘ecnebi bir cisim gibi’ insanları rahatsız etmektedir.

Halkın içinde ve önünde aydın

Toplum için değişik bakış açılarıyla değişik tasnifler yapılabilir.Bunlardan biri de halk ve aydın ayırımıdır.Halk ve aydın ikiliği yabancılaşma döneminin başından itibaren cemiyetimizde etkisini gösterir.Türk toplumu için bu iki kesim de yeni dönemin rengini vermeğe tek başına yeterli değildir.Huzur romanındaki karakterlerden Mümtaz, Türkiye’nin kültür birliği sağlanamadığından gelecekten ümitsizdir.Ancak romanın diğer kahramanı İhsan yani romandaki Yahya Kemal, “Güçlük var.Fakat imkansız değil.Biz şimdi bir aksülamel devrinde yaşıyoruz.Kendimizi sevmiyoruz.Kafamız bir yığın mukayeselerle dolu; Dede’yi Wagner olmadığı için, Yunus’u Varlaine, Baki’yi Goethe ve Gide yapamadığımız için beğenmiyoruz...Coğrafya, kültür, her şey bizden bir yeni terkip bekliyor; biz misyonlarımızın farkında değiliz.Başka milletlerin tecrübesini yaşamaya çalışıyoruz”(7) der.

Başkasının hayatını yaşayamazsınız

Medeniyetlerin farklı gelişme çizgileri vardır.Ancak batıcı ortodoks görüşe göre Batı medeniyeti evrensel ideal gelişim sürecinden geçmiştir.Bu medeniyetin dışındaki medeniyetlerin yaşaması, Batı medeniyetine adapte olmasına bağlıdır.Bu görüş kültür hayatımıza hakim olmuş ve aydınımızı kültür ikiliğine yani kimlik bunalımına düşürmüştür.Bu hususta Tanpınar’ın işareti şudur: ‘başka milletlerin tecrübesi’nden faydalanılabilir, ama onun tecrübesini yaşamak mümkün değildir.

Kaynaklar
1.İnanç ve Kültür Sadettin Elibol s.133
2.Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik Erol Güngör s.66
3.Niçin Arabesk Değil Sibel Özbudun s.40
4-7.Huzur Ahmet Hamdi Tanpınar s.302-304
Sh€qiL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 07-26-2006   #5
Sh€qiL
W€b@dmin
 
Sh€qiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Türkiyenin En Kaliteli Bilgi Paylasim Mekani AKdenizForum..
Kullanıcı Bilgileri
 
Üyelik Tarihi: Jun 2006
Nerden: Kahramanmaraş
Mesajlar: 3.194
Üye No: 2
Extra Bilgiler
Tecrübe Puanı: 100
Rep Gücü : 17891
Rep Derecesi : Sh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond reputeSh€qiL has a reputation beyond repute
İletişim
Thumbs up Cahit Külebi

Cahit Külebi

1917 yılında Tokat-Zile'de doğdu. Sivas Lisesi'ni, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'nu bitirdi. Antalya ve Ankara'da edebiyat öğretmenliği ve Milli Eğitim Müfettişliği görevlerinde bulundu. Kültür Ateşesi olarak İsviçre'de görev yaptı. Kültür Müsteşar Yardımcılığı'nda bulundu. Türk Dil Kurumu genel yazmanı olarak çalıştı. 1997 yılında öldü.

ESERLERİ
Başlıca şiir kitapları arasında; Biri, Rüzgâr, Yeşeren Otlar, Sıkıntı ve Umut, Bütün Şiirler sayılabilir.


Kaynaklar
1.İnanç ve Kültür Sadettin Elibol s.175
2.Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik Erol Güngör s.83
3.Niçin Arabesk Değil Sibel Özbudun s.58
Sh€qiL isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
öss Sorulari !!! BuqRa Eğlence 2 06-18-2007 12:46 PM
ViRüsLeri TanıyaLım Brad-Let Msn | İcq | Yahoo Hakkında Herşey 2 07-20-2006 02:57 PM


Saat: 08:34 AM


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Akdeniz forum Web Sitesi Bir Forum sitesi oldugun'dan öterin kullanicilar görüs almadan konularini aninda sitede yayinlayabilmektedir
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletişim Yoluyla email adresine bildirebilirsiniz..


Silkroad Online tatil Diyet Uzmanı Sesli Chat oyun oyun hileleri oyun adtech ile reklam 2.0 seo yarışması Büyükçöplük.Com fx15
Sitemap
5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 15, 450, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 287, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 426, 38, 39, 40, 41, 43, 44, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 75, 258, 82, 83, 86, 87, 88, 89, 342, 260, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 117, 112, 111, 270, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 134, 130, 131, 316, 133, 221, 137, 142, 268, 138, 454, 145, 141, 139, 140, 163, 146, 172, 173, 147, 144, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157,