![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
Amatör Üye
|
1. KURULUŞ VE AMAÇLAR
Uluslararası para fonu (IMF) , Dünya Bankası ile birlikte 1944 yılında toplanan Bretton Woods Konferanslarında kurulmuş ve 1946’da faaliyete geçmiştir. Başlıca amacı, uluslararası para sisteminin düzenli şekilde işlemesini sağlamak ve üye ülkelerin dış ödeme güçlüklerinin çözümüne katkıda bulunmaktır. IMF , sabit kurlu Bretton Woods sisteminin yürütülmesinden sorumlu bir kurum olarak ortaya çıkmakla birlikte, bu sistemin yıkılışından sonra da uluslararası mali düzeni sağlamakla ilgili görevlerini sürdürmektedir. IMF’ye üye ülkeler aynı zamanda Dünya Bankası’na üyedirler. Her iki kuruluşun merkezi de Washington D.C.’dedir. Üye ülke sayısı bugün 180 civarındadır. Türkiye 19,12,1947 tarih ve 5016 sayılı yasa ile IMF ve Dünya Bankası’na resmen üye olmuştur. • Kuruluş Yapısı Fon’un en üst karar organı Guvernörler Kuruludur (board of Governers) .Üye ülkelerin maliye bakanları veya merkez bankalarının başkanlarından oluşur ve yılda en az bir kere Dünya Bankası ile birlikte toplanır. Fon’un sürekli karar organı Yürütme Kuruludur. Günlük işleri yürütmekle görevlidir. Fon’a belirli konulardaki çalışmalarında yardımcı olmak üzere kurulan bazı komiteler vardır. Bunlardan önemli birisi Geçici Komitedir. Yılda birkaç kez toplanır. Uluslararası para sisteminin yönetimi ve uygulamanın gözetlenmesi işleri ile uğraşır. Para sisteminin düzgün işleyişini tehdit edecek gelişmeleri önlemek üzere raporlar hazırlar, Guvernörler Kuruluna sunar. Diğer bir komite de Kalkınma komitesidir. Az gelişmiş ülkelere mali kaynak transferi ile ilgili konularda çalışmalar yapar, önerilerde bulunur. • Faaliyetleri Bretton Woods’tan sonraki dönemde IMF’nin şöyle belirtilebilir: a. Ekonomik istikrarsızlık çeken ve dış ödemeler bilançosu açık veren ülkelere bu açıkların finansmanı için kısa süreli kredi sağlamak. b. Uluslararası parasal ilişkilerin düzenli ve uyum içinde gelişmesini gözetlemek c. Üye ülkelerin uluslararası ticari bankalara veya resmi kuruluşlara olan ve ödenemeyen borçlar sorununun çözümü için taraflar arasında aracılık yapmak, yeni ödeme planları ve borç erteleme anlaşmaları hazırlamak d. Üye ülkelerdeki makroekonomik ve yapısal uyum politikalarını desteklemek e. Dış ticaret ve kambiyo rejimlerinin liberasyonu ve rasyonelleştirilmesi gibi konularda teknik yardım ve eğitim hizmetleri sunmak f. Üyeler arasında daha liberal dış ticaret politikalarının benimsenmesini özendirmek Yukarıdakilerden uluslararası para sistemi ve dış ödemelerle ilgili olanlar IMF’nin geleneksel fonksiyonlarıdır. Diğerleri zaman içersinde ortaya çıkan ihtiyaçların sonucunda bunlara eklenmiştir. • Kotalar IMF üyesi her ülkeye bir kota tahsis edilir. Kotalar üye ülkelerin Fon’la olan mali ve yönetim ilişkilerini belirler. Kotalar üyelerin fona yapacakları üyelik katkıları, oy verme hakkı, Fon’dan çekilebilecek kaynak miktarı ve Özel Çekme hakları’nın tahsisi bakımından önem taşımaktadır. a.üyelik katkısı: Kotalar her üyenin Fon’a sağlayacağı kaynak miktarını gösterir. Her üye, Fon’a ilk girişte kotasının %25 i kadar uluslararası rezerv paralar(SDR veya onun bileşiminde yer alan sağlam paralar ) cinsinden, %75 i kadar da kendi ulusal para cinsinden ödemede bulunur. Üye ülke kotalarının uluslararası rezerv paralarla ödenen %25 lik bölümüne “rezerv tranşı” (rezerv dilimi) adı verilir. Fon’un faaliyete geçtiği ilk yıllarda bu miktar, altınla ödendiği için buna altın tranşı denilmekteydi. 1970 lerden sonra altınla ödeme zorunluluğu kaldırılmıştır. Kotalara daha sonra yapılan artışların da yine aynı oranda rezerv para ve ulusal paralarla ödenmesi gerekir. Üye ülkelerin Fon’a farklı paralar cinsinden yaptıkları bu katkılar dolayısıyla Fon, her an çeşitli ulusal paralardan ve SDR den oluşan bir bütçeye sahiptir. Esasen bu kuruluşa para fonu adı verilmesi farklı paraları içermesi özelliğinden dolayıdır. Uygulamada üye ülkelerin kota miktarları SDR ile ifade edilmektedir. b. Oy verme ağırlığı: Her üyenin Fon’daki oy hakkının ağırlığı onun kotasına bağlı bulunmaktadır. Oy vermedeki ağırlık ise iki yönden ağırlık taşır. Birincisi Fon’un temel politika ve uygulamalarına ilişkin kararların belirli bir oy çoğunluğu gerektirmesidir. Örneğin, kotaların arttırılması, SDR tahsisleri veya Fon’un altın satışları, guvernörler Kurulu’nun %85 oranında çoğunluk kararına bağlıdır. Kredilerin masraf ve faiz oranlarının belirlenmesi için de %70 çoğunluğa gerek vardır. İkinci olarak, üyelerin oy verme ağırlığı onların Fon Yönetim Kurulu’ndaki temsili bakımından da önem taşır. En büyük kotaya sahip ülkelerle, son iki yıl içinde en büyük net borç veren durumundaki iki ülke, Yönetim Kurulundaki üyelerini kendileri atarlar. Geri kalanlar ise üye ülkeler tarafından seçimle gelirler. Üyelerin oy verme güçleri kotalarının hacmine bağlı olduğu için kotalar bu komitelerin bileşimini de etkilemiş olmaktadır. c.Fon’dan sağlanacak kaynak miktarı: Kotalar üye ülkelerin Fon’dan çekebilecekleri kaynak miktarını da belirler. Diğer bir deyişle, Fon’dan sağlanabilecek kaynak miktarı kotalarla orantılıdır. d.SDR’lerin tahsisi: SDR kolaylığı, aşağıda belirtileceği gibi mevcut rezervlere ek olarak, uluslararası likidite ihtiyaçlarını karşılamak üzere Fon tarafından oluşturulmuştur. Üyeler, SDR lerden o anda Fon’daki kotaları oranında pay alırlar. Fon yasasına göre kotalar ilgili ülkenin milli geliri, dış ticaret ve ödeme hacmi gibi ekonomik göstergelere göre belirlenir. Ancak bu objektif kıstaslar her zaman dar anlamda ele alınmaz. Belirlenen kotalar bunlardan biraz farklı olabilir. Fon yasasında ayrıca Guvernörler Kurulu tarafından beş yıllık aralarla kotaların gözden geçirilmesi ve gerekli görülürse artırılması istenmektedir. Bu gözden geçirme sırasında, kotaların geçici dış ödeme açıklarını karşılamaya yeterli olup olmadığı, dünya ekonomisindeki büyüme, üyelerin ekonomik hacimlerinde ve diğer koşullardaki değişmeler dikkate alınır. 2. IMF’NİN KREDİ KAYNAKLARI IMF’nin başlıca fonksiyonlarından birisi, üye ülkelere geçici dış ödeme açıklarının giderilmesi için kredi sağlamaktır. IMF kredileri genelde kısa vadeli olmaktadır. Ancak bazı durumlarda, dış ödeme açıklarının denkleştirilmesi ekonomide yapısal bir değişimi gerektirebilir. Dış ödemeler dengesi veya büyümeye yönelik makroekonomik politikaların uygulanması gibi durumlarda, kısa vadeli krediler amaca uygun düşmemektedir. Bu nedenle son zamanlarda Fon’un bünyesinde orta vadeli kredi veren yeni kaynaklar oluşturulmuştur. Üye ülkeler Fon kredilerinden çeşitli hesaplar altında ve farklı politikalara tabi olarak yararlanabilirler. Kullanılabilen kredi miktarları ise Fon kotasına bağlıdır. A.FON’UN KREDİ MEKANİZMASININ ÖZELLİKLERİ IMF’nin kredi mekanizması alışılan şekilde borç verme işlemlerinden farklıdır. Bir ülkenin Fon’dan borçlanması, o ülkenin kendi ulusal parasının, istediği bir diğer ülke parasıyla değiştirilmesi(ya da kendi ulusal parası karşılığında yabancı ülke parasının satın alınması) şeklinde olur. Borçlanmak isteyen ülkeler Fondan yabacı dövizler kadar, SDR de satın almak isteyebilirler. Fondan borçlanmak,genelde üye ülke ile IMF arasında bir anlaşmaya varmayı gerektirir. Bu anlaşmada üye ülke , belirlenen süreler içinde fona yatırdığı kendi ulusal parasını geri almayı taahhüt eder. Bu süreler, yukarıda belirtildiği gibi, çoğunlukla kısa sürelidir, ancak bazı hesaplarda orta vadeli olabilmektedir. Ülke, ulusal parasını geri alırken(krediyi öderken) Fon’un o anda kabul edeceği sağlam dövizler (genellikle SDR nin kapsamına giren dövizler) veya SDR öder. Böylece, kredi işlemleri dolayısıyla, Fonun emri altında üye ülke paralarından oluşan kaynaklar, sürekli olarak değişir. Kredi kullanan üye ülkeler, Fon’da biriken ulusal para stokları üzerinden, belirli oranlarda faiz öderler. Aksine rezerv tranşlarında tutulan kaynaklara ise Fon tarafından bir faiz ödenir. Bir ülkenin Fon’daki ulusal para stokundan, kullandığı kredi miktarı çıkartıldığında kalan kısım onun kotasından daha az ise bu, o üyenin Fon’da rezerv tranşına sahip olduğu anlamına gelir. IMF’nin kredi politikası genelde şartlılık ilkesine dayanır. Buna göre, Fon’dan kredi almak isteyen bir üye ülke dış ödemeler dengesini sağlamaya yönelik istikrar programı hazırlayarak Fon’a sunmak ve onunla anlaşmak zorundadır. Ülkenin uygulayacağı ekonomik ve mali politikaları gösteren ve Fon’a sunulan bu programa niyet mektubu denmektedir. Krediler konusunda Fon’un belirlediği bazı kriterler vardır. Bunlar arzı arttırmaya, talebi kısmaya ve böylece ekonomik ve mali istikrarı sağlamaya yönelik politikalardan oluşur. Arz yanında, ekonomik etkinliği ve rekabeti artırıcı önlemlere, talep yanında ise kamu giderlerini kısıcı, vergileri artırıcı ve faiz oranlarını yükseltici önlemlere ağırlık verilir. Spesifik olarak , IMF’nin üzerinde durduğu önlemler arasında serbest fiyat politikaları, vergi ve mali sektör reformu, dış ticaretin liberasyonu ve ulusal paranın değerinin düşürülmesi gibi uygulamalar yer almaktadır. Hazırlanan önlemler paketinin Fon tarafından onaylanması, hem bu kuruluş hem de öteki uluslararası kuruluşlardan ve özel ticari bankalardan yapılacak borçlanmalar için de önem taşır. Resmi veya gayri resmi uluslararası finans çevrelerinin ilgili ülkeye kredi açmaları, IMF’nin yeşil ışığına bağlıdır. Kredi alabilmek için IMF’nin öne sürdüğü koşulların üye ülkelerin ulusal egemenlik haklarına bir müdahale niteliği taşıması ciddi tartışmalara neden olmuştur. Belirtmek gerekir ki IMF’den yapılan borçlanmalar uluslararası rezervlerde bir artış sayılmaz. Çünkü kredi geri ödendiğinde rezervler eski düzeyine inmiş olacaktır. B. FON’UN NORMAL KAYNAKLARI(GENEL KAYNAKLAR HESABI) Üye ülkeler finansman ihtiyaçlarının niteliklerine göre Fon’dan farklı hesaplar veya politikalar çerçevesinde kredi sağlayabilirler • Kredi Tranşları ve Stand-by Anlaşmaları Fon’un kredi sağladığı temel kaynaklardan birisi kredi tranşlarıdır. Bu politikalar çerçevesinde kredi hakları dört tranşa(dilim) ayrılmıştır. Her bir tranş, üye ülke kotasının %25 ine eşittir. Kredi sağlanması ülkenin ulusal parası ile, istenen yabancı paranın satınalınması şeklinde olduğu için birinci kredi tranşından yapılan borçlanma Fon emrindeki ulusal para miktarını, kotanın % 0-25 i ölçüsünde artırır. Ondan sonraki borçlanmalar ise yüksek kredi tranşı kredileri diye adlandırılır.. Kısa süreli ödemeler bilançosu açığı sorunlarıyla karşılaşan ülkeler Fon’la stand-by düzenlemesine girişebilirler. Bu düzenlemelerle Fon , üye ülkeye anlaşma tarihinden sonraki üç yıla kadar olan süre içinde mali kaynak sağlama taahhüdüne girer.Birinci kredi tranşı içinde yapılan çekmelerde, üye ülkenin dış ödeme güçlüklerini çözümleme konusunda makul bir çaba göstereceğini kanıtlaması yeterlidir. Performans kriterleri uygulanmaz. Oysa yüksek kredi tranşlarından yapılan borçlanmalarda koşullar da ağırlaşır. Ülkenin sıkı bir istikrar programı hazırlayıp uygulamaya koyması gerekir. Bu tür borçlanmalarda kaynaklar taksitler halinde sağlanır ve performans kriteri uygulanır. Performans kriteri, borç alan üye ülkenin belirli bütçe ve kredi tavanlarına uyması, uygun kambiyo ve faiz politikaları uygulaması, cari işlemler ve sermaye transferleri üzerindeki kısıtlamaları kaldırması gibi belirli önlemler almasını içerir. Buna göre kredinin daha sonraki bölümlerinin kullandırılması, önceki uygulamaların başarısına bağlıdır. Kredi tranşlarından yapılan borçlanmalardaki geri ödeme (ulusal paranın geri satın alınması) süresi 3 14 yıldan 5 yıla kadar değişmektedir. Bu konuda son olarak hatırlatmak gerekir ki kredi tranşlarından yapılan borçlanmalar daha önce sözü edilen rezerv tranşından farklıdır. Rezerv tranşı, bunlara ek bir kaynak niteliğinde olup kullanılmasında herhangi bir kayıt yoktur. Ülke istediği an bu kaynağı kullanma hakkına sahiptir. Onun için rezerv tranşı ülkenin resmi dış rezervlerinin bir parçası sayılır. • Telafi Edici ve olası Durumlar Finansman Hesabı Bu kaynak 1963 yılında ihracat gelirleri kendi denetimleri dışındaki faktörler dolayısıyla azalan, ilkel tarım ürünü ihracatçısı ülkelere kredi sağlamak için kurulmuştu. 1981 de yapılan bir düzenleme ile tahıl ithal girdileri yine kendi kontrolleri altında bulunmayan olaylar dolayısıyla artan ülkelere de kredi sağlamak üzere kapsamı genişletildi. 1988’e kadar ismi yalnızca telafi edici finansman olan bu hesaba o tarihte bir de olası durumlar finansmanı bölümü eklenmiştir. Bu ikinci kısmın amacı, bir dizi görünmeyen, olumsuz dış şoklarla karşılaşılan durumlarda ülkeye dış denge için finansman sağlamaya yöneliktir. Bu gelişmelere, ihracat fiyatlarını düşüren veya ithalat fiyatlarını yükselten tüm olaylar örnek gösterilebilir. • Tampon Stok Finansman Kolaylığı Bu Fon’un amacı, ilkel bazı tarım ürünlerinin dünya fiyatlarını istikrarlandırmak için kurulan tampon stoklar programının finasmanına katkıda bulunmaktır. Bu programa göre, örneğin, dünya kalay fiyatları belirli bir minimumun altına düşme eğilimi gösterince programı yürüten kuruluş, piyasadan kalay satın alarak stok yapar. Bunun finansmanına ise üye ülkeler, payları oranında katkıda bulunurlar. İşte, dış ödeme güçlüğü çeken ülkeler bu amaçla ihtiyaç duydukları finansman için IMF’ye bağlı Tampon Stok Finansman Kolaylığı’ndan kısa süreli kredi sağlayabilirler. Bu kaynaktan elde edilecek krediler ilgili ülkenin Fon’daki kotasının %50 si kadar olabilmektedir. • Uzatılmış Fon Kolaylığı Uzatılmış Fon Kolaylığı süresi üç yıla kadar olan orta vadeli programlara finansman sağlar. Amacı yapısal veya makroekonomik sorunlardan kaynaklanan dış ödeme güçlüklerinin giderilmesine katkıda bulunmaktır. İlk programda üç yıllık dönemin genel amaç ve politikaları belirtilir, daha sonraki uygulamalar yapılacak yıllık görüşmelerde karalaştırılır. • Genişletilmiş Finansman Politikası Bu kaynak Stand-by ve uzatılmış fon kolaylığı kaynaklarından finanse edilen ve fonun büyük desteğini gerektiren programlara verilen kaynakları artırmak için kullanılır. Bu ek kaynaklardan yaralanabilmek için üye ülkenin ödemeler bilançosu ihtiyacı büyük ve denkleşme çabaları o derece ciddi olmalıdır. 3. ÖZEL ÇEKME HAKLARI (SDR) Özel çekme hakları(Special Drawing Rights:SDR) , IMF’nin aynı adı taşıyan ayrı bir departmanı tarafından çıkartılır. SDR, 1970 mevcut uluslararası likiditeyi artırmak üzere IMF tarafından oluşturulan özel bir uluslararası rezerv aracıdır. Bu kanal üye ülkelere, IMF’deki normal çekme haklarından farklı bir rezerv sağlanır. IMF’ye bağlı olmakla birlikte, normal çekme haklarından ayrı bir statüye sahiptir.IMF’nin yönetimindeki Özel Çekme Hakları programına katılmak zorunlu olmayıp üye ülkelerin isteğine bırakılmıştı. Ancak uygulamada tüm üyelerin bu programa katıldığı görülmüştür. SDR genelde, bir hükümetin diğerinin merkez bankasından, onun ulusal parasını çekmesine olanak veren bir haktır. Örneğin Türkiye, dolar rezervine ihtiyacı dolayısıyla SDR’lerini kullanmak istesin. Bunun için bütün yapacağı iş, elindeki SDR’leri Amerikan merkez bankasına devretmekten ibarettir. SDR’leri devralan Federal Rezerv Bank, bunların karşılığı olan dolar tutarını Türkiye’ye transfer etmekle yükümlüdür. Bu işlem dolayısıyla Türkiye, dolar elde ederken aynı zamanda karşı ülkeye yine IMF aracılığıyla bir faiz ödemesinde bulunur. SDR programına buna katılan bir üye, diğer üyelerin kendisine devredeceği SDR’leri(ilk tahsisin üç katına ulaşıncaya kadar) kabul etmek zorundadır. SDR ‘lerin uluslararası likidite talebindeki artışı karşılamak üzere çıkarılması öngörülmüştür. Yukarıda da belirtildiği gibi, IMF Yönetim Kurulu gelecek beş yıllık dönemler için uluslararası likidite talebi konusunda tahminlerde bulunur. Buna bağlı olarak da hangi tarihlerde, ne miktar SDR çıkartılacağına karar verir. Bu kararın toplam oy hakkının % 85 ine sahip IMF üyelerinin onaylaması ile yeni SDR’ler yaratılmış olur. Oysa bugüne kadar yalnız iki parti SDR çıkartılmıştır. İlk parti 1970-1972 döneminde gerçekleştirilip toplam 9.3 milyar dolar tutarında (1970’de 3.3 milyar $, 1971 ve 1972’de de 3’er milyar $ olmak üzere)’dır. İkinci parti çıkartılan SDR ise 1979,1980 ve 1981 yıllarında 4’er milyar dolar olmak üzere toplam 12 milyar dolardır. Yeni yaratılan SDR’ler IMF üyelerine, Fon’daki kotaları oranında dağıtılır. Söz konusu iki parti SDR’nin çıkartılması ve dağıtımından sonra çok sayıda yeni ülke IMF’ye katılmıştır. Dolayısıyla değişen yeni dünya koşullarına uyum sağlamak için 1998 yılında Yönetim Kurulu, şimdiye kadar çıkartılana eşit miktarda (21,4 milyar SDR) yeni bir parti SDR çıkarılmasına karar vermiştir. Bu yeni SDR’ler eski ve yeni tüm üye ülkelerin sahip oldukları SDR miktarı, IMF’deki kotalarının sabit bir oranına (%29.32 sine) eşitlenecek biçimde dağıtılacaktır. Böylece yeni katılan üyelerin de pay almaları ve mevcut tahsisler arasındaki göreceli farklılıkların giderilmesi amaçlanmış olmaktadır. SDR’lerin devredilmesi: SDR karşılıksız olarak çıkartılan bir rezerv aracıdır, yani çıkartılması için bir altın veya döviz karşılığına gerek yoktur. SDR’ler bir kere yaratılınca sistemde sonsuza kadar varlığını sürdürürler. Yeni SDR çıkartma kararı alınınca, bunun gerçekleşmesi için üye ülkelerin IMF’deki hesapları üzerine bir kayıt düşülmesi yeterli olur. Diğer bir ifade ile, bir ülkeye belirli miktarda SDR tahsisi yapılınca IMF bu ülkeyi, hesaplarında o kadar SDR cinsinden alacaklandırır. Bir A ülkesi SDR’lerini, ulusal parasını elde etmek için B’ye devrederse IMF, A’nın hesabından o miktar SDR’yi indirerek B’nin hesabına kaydeder. Görüldüğü gibi, SDR ancak hesaptan hesaba aktarılan, fiziki varlığı olmayan bir para veya hesap birimidir. IMF’nin normal çekme haklarındaki gibi SDR, üye ülkelere bu kurumdan bir mali kaynak veya fon sağlama hakkı vermez. Bunun yerine, öteki ülkelerden ulusal para elde etme olanağı doğurur. Normal IMF kredilerinden farklı olarak SDR’nin geri ödenme zorunluluğu da yoktur. Önceleri, bir ülkenin beş yıllık dönemler boyunca ortalama olarak tuttuğu SDR miktarının belirli bir sınırın altına inmemesi biçiminde bir kayıt vardı. 1981’den itibaren bu koşul kaldırılmıştır. Dolayısıyla bugün üye ülkelerin ellerindeki SDR’leri kullanabilmelerini engelleyen herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır. Ancak, başkaları tarafından kendilerine SDR devredilen ülkeler bakımından bir kayıtlama söz konusudur. Buna göre kendilerine SDR devredilen ülkeler, toplam miktar, ilk tahsislerinin %300 üne ulaşıncaya kadar SDR’leri kabul etmek zorundadırlar. Daha fazlasını kabul etmemek ülkenin kendi isteğine bağlıdır. SDR’sini başka ülkelere devredenler, IMF kanalıyla, kabul eden ülkelere net bir faiz öderler. Faiz oranları, IMF de en yüksek kotası bulunan beş büyük ülkenin ulusal faiz oranlarına dayanan bir formüle göre hesaplanır. Hesap birimi olarak SDR’nin değeri: özel çekme hakları, hem bir uluslararası likdite aracı(rezerv parası), hem de bir hesap birimi durumundadır. SDR’nin oluşturulmasında, bunun aynı azmanda IMF faaliyet ve işlemlerinde kullanılacak bir hesap birimi olarak düşünülmüştü. 1970’de program ilk kez uygulamaya konulduğunda SDR, altın paritesine bağlanmıştı. Böylece de 1SDR: 1 ABD doları idi. Sonraları dolar devalüasyonları sonucunda SDR’nin dolar fiyatı da yükselmiştir. Dalgalı kur dönemine geçilince, 1974 Temmuzundan itibaren SDR’nin değeri “para sepeti” yöntemine göre belirlenmeye başlamıştır. Önceleri SDR’nin hesaplanmasında on altı sanayileşmiş ülke ulusal parası esas alınıyordu. 1981 başından beri değerlendirme beş büyük ulusal para üzerinden yapılmaktadır. Fon uygulamalarına göre, SDR kapsamına beş ulusal para ile bunların ağırlıkları, ilgili ülkelerin dünya ticaretindeki ağırlıklarına göre her beş yılda bir yeniden gözden geçirilir. Özel çekme hakları değeri (28 nisan 2000) Ulusal paranın cinsi Ulusal para miktarı Döviz kuru Dolar eşdeğeri Euro(Almanya) 0,2280 0,90620 0,206614 Euro(Fransa) 0,1239 0,90620 0,112278 Japon yeni 27,2000 107,2700 0,253566 İngiliz sterlini 0,1050 1,56810 0,164651 Amerikan doları 0,5821 1,00000 0,582100 Ek not: top:1,319209 1 SDR=1,31929$ 1 $=0,758030 SDR Tabloda SDR’nin değerini oluşturan beş büyük ülke parası ile bunların sepetteki miktarları görülmektedir. 1 Ocak 1999 tarihinde Euronun uygulamaya konmasıyla SDR sepetindeki Alman markı ve Fransız frankının yerine, bu paraların eşdeğeri olan Euro miktarları konulmuştur. Mark ve frankın Euroya dönüştürülmesinde de Avrupa Konseyi’nin (AB karar organı) 31 Aralık 1998’de ilan ettiği sabit değişim oranları kullanılmıştır. Tabloda, 2000 mali yılının son gününe kadar geçerli olmak üzere hesaplanan SDR değeri görülmektedir. Sepet para tekniğine göre oluşturulan paraların en önemli yararı, bunların değerinin tek paraya göre daha istikrarlı olmasıdır. Çünkü sepetteki paraların bazıları değer kazanıp, bazıları değer yitirdiği için, ortalamada fazla bir değişiklik olmayabilir. Dolayısıyla birleşik bir para olarak SDR’nin değeri büyük ölçüde istikrar gösterir. 1983’ten beri SDR’nin faiz oranı, sepette paraları yer alan ülkelerin kısa süreli mali araçları üzerindeki faiz oranlarının ortalamasına göre haftalık olarak hesaplanmaktadır. Örneğin hesaplamada ele alınan varlıklar Fransa, İngiltere ve ABD’nin üç aylık hazine bonoları piyasa faizi, Almanya’nın üç aylık inter bank mevduat faizi ve Japonya’nın üç aylık mevduat sertifikası faizidir.Euronun uygulamaya konmasıyla, Fransız ve Alman mali araçları Euro ile ifade edilmeye başlanmıştır. SDR ve dünya para arzı: SDR programının kuruluş amacının uluslararası likidite artışlarını sağlam, güvenilir ve uluslararası denetim altında bulunan bir kaynağa bağlamak olduğuna yukarıda değinilmişti.SDR’nin üretiminin çok kolay ve masrafsız olduğu, istenen anda, istenen miktarda artırılabildiği göz önüne alındığında ideal bir rezerv para olduğuna kuşku yoktur. Bununla birlikte SDR’ler uluslararası likidite içinde önemli bir rol oynayamamıştır. Bunu Bretton Woods’tan sonra dünyada esnek kur sistemlerine geçilmesi ile açıklama olanağı yoktur. Burada, büyük ülkelerin ve özellikle ABD’nin tercihleri ön plana çıkmaktadır. Doların ve daha düşük ölçülerde öteki sağlam paraların rezerv aracı olarak kullanılmasından sağlanan senyoraj kazançları nedeniyle büyük ülkeler programa yeterli bir bilgi göstermemişlerdir. AB ülkeleri de yeni oluşturulan Euro kanalıyla senyoraj kazançlarından pay almayı ummaktadırlar. SDR’nin kullanım alanları: SDR, ulusal paraların dalgalanmaya bırakıldığı bir dönemde, büyük ölçüde değerini koruyan bir para niteliğine sahip olduğu için, uluslararası mali işlemlerde önemli bir hesap birimi görevi yapar. Henüz fiziki varlığı olan bir para durumunda değildir. Ancak IMF dışında, bazı uluslararası veya bölgesel kuruluşlar da borçların ödenmesi ve alacakların tahsisi gibi işlemlerinde SDR’yi kullanırlar. Bunlar SDR departmanına izinli olarak kaydedilen kuruluşlar arsında Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler, Afrika Kalkınma Bankası, Arap Parasal Fonu, Asya Kalkınma Bankası, Uluslararası Denkleştirme Bankası, İslam Kalkınma Bankası, İsviçre Milli bankası, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, vs. yer almaktadır. SDR ayrıca uluslararası borç, alacak, yatırım, bütçe vs. gibi varlıkların mali değerlerinin ölçülmesinde kullanılan bir değer standardı rolü oynar. Kuşkusuz, gücünü Amerikan ekonomisinin dünyadaki ağırlığından alan dolar da geleneksel olarak bir değer standardı görevi yapmaktadır. Ancak, özellikle günümüzde yoğunluk kazanan kısa süreli sermaye akımlarına bağlı olarak değerinin ani olarak ve sık sık değişmesi, doların bu fonksiyonunu yerine getirmesinde önemli bir engeldir. |
|
|
|