![]() |
|
|||||||
| Tags: zorunlu oyun yapmak |
![]() |
|
|
Seçenekler |
|
|
#11 |
|
Vip Bayan Üye
![]() |
Ares, mitolojide Zeus ve Hera'nın oğludur. Savaş tanrısıdır. Roma mitolojisinde adı Mars'tır. Akbaba ve köpek kutsal hayvanlarıdır.
Yardımcıları: Deimos , Phobos (Korku Tanrısı), Enyalios (Dövüş Tanrısı), Eros (Aşk Tanrısi) ve Harmonia (Birlik Beraberlik Tanrısı) Ares,athenanın aksine savaşları akıl ve mantık yoluyla değil,kaba kuvvet ve güçlü askerlerle kazanılabileceğini savunur. Homeros'a göre, son derece katı yürekli, kinci bir Tanrıdır. Arkadaşları olan Deimos 'korku', Enyo 'Felaket'; Phobos 'Dehşet'; Eris 'Kavga' ve ölüm Tanrıları Kerler ile Ares'in yanından hiç ayrılmazdı. Yunanlılar Ares'i pek sevmezler ve bu nedenle onun tapınağına rastlamak imkansızdır. Romalılara göre ise Mars üstün, soylu bir görünüşü olan hiç yenilmeyen bir Tanrıydı. Kuşlardan akbaba, hayvanlardan köpek Ares'e aittir. ....aReSS==> mitolojide tanındığı gibi SAVAŞ tanrısıdır asla yenilgi ve af bilmeyen bu tanrı yunan mitolijisine göre eski adı SYHMRNA olan İZMİR'de yaşayan halk tarafından fazla sevilmemiştir. Çünkü geldiği her yere ölüm ve zulüm getirmektedir. Herşeye rağmen GÜÇ ve Hakimiyeti simgeler... einstein hakkında biLgii istiyorum •miLy0nLarca taraftarın yanyana ,, ßağırıy0rLar hep ßeraßer koLkoLa. adına ,, takımına ,, taraFtarına. €n ßüyük Sensin KaNarya• ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYA TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUN...] ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~ |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Özel Üye
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Mar 2008
Nerden: MaLaTYa
Yaş: 24
Mesajlar: 5.648
Üye No: 79584
Tecrübe Puanı: 28
Rep Gücü : 909
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Albert Einstein Almanya'nın Ulm kasabasında 14 mart 1879' da doğdu. Altı hafta sonra ailesi Münih'e yerleşti ve Luitpold'da okula başladı.Albert daha sonra Italya'ya gitti ,eğitimine Isviçre Aarau'da devam etti. 1896 da Zürih Federal Politeknik okuluna fizik ve matematik öğretmeni olmak için girdi. 1901 de diplomasını aldı ve Isviçre vatandaşı oldu.
Öğretmen olarak iş bulamadığı için Isviçre Patent Ofisinde teknik asistan olarak göreve başladı 1905 de doktorasını aldı. Patent ofisinde çalıştığı sürede önemli çalışmalar yaptı.1908'de Privatdozent(Bern)'e atandı. 1909' da Zürih'te profesör oldu. 1911'de teorik fizik profesörü olarak Prag'a gitti.Bir yıl sonra aynı görevle Zürih'e geri döndü.Berlin Universitesinin Kaise Wilhelm fizik enstütüsünde 1914'de yönetici olarak görev yaptı.Aynı yıl Alman vatandaşı oldu. 1933'de politik nedenlerden Alman vatandaşlığından çıktı. Amerika Princeton Universite 'sinde teorik fizik profesörü oluncaya kadar Berlin'de yaşadı. 1940'da Amerikan vatandaşı oldu.1945 yılında Princeton'daki görevinden emekli oldu. II. dünya savaşından sonra Einstein dünya siyasetinde önemli bir kişilik olarak ortaya çıktı. Israil'den başkanlık teklifi aldı ve redetti. Sonra Dr Chaim Weizmann'la Jarusalem'de Hebrew Universite 'sinin kurulmasına yardımcı oldu. Einstein bilimsel çalışmalarının daha başında Newton mekaniğinin yetersizliğini anladı. Onun özel görecelik kuramı mekaniğin kuralları ile elektromanyetiğin kurallarını bağdaştırmaya çalışmasından doğmuştur. Statik mekaniğin kla*** problemlerine, quantum mekaniği ile açıklamalar getirmeye çalıştı.Bu yaklaşım moleküllerin Brownian hareketine açıklık getirdi.Düşük radyasyonlu ışığın ısısal özelliklerini inceledi.Ve onun bu gözlemleri photon teorisini yarattı. Berlin'deki ilk günlerinde özel görecelik teorisinin doğru olarak izah edilebilmesi için yerçekimi teorisinide kapsaması gerektiğini fark etti. 1916'da ilk defa genel görecelik kuramını yayınladı.Bu sırada radyasyon teorisi ve statik mekanik ile de ilgileniyordu. 1920'lerde Einstein, quantum teorisinin olasılık teorisi ile açıklanması üzerinde çalışırken asıl yoğunluğunu birleşik alanlar teorisi üzerine verdi.Tek atomlu gazların quantum mekaniği ile statik mekaniğe katkıda bulundu. Ayrıca atomic geçiş olasılığı ve göreceli evrenbilim alanında değerli çalışmaları oldu. Emekli olduktan sonra fiziğin belli başlı alanlarını birleştirmeye çalıştı.Onun önemli bazı bilimsel çalışmaları Special Theory of Relativity (1905), Relativity (ingilizce çevrimi, 1920 ve 1950), General Theory of Relativity (1916), Investigations on Theory of Brownian Movement (1926), ve The Evolution of Physics (1938). Bilimsel olmayan çalışmaları, About Zionism (1930), Why War? (1933), My Philosophy (1934), and Out of My Later Years (1950) olarak sayılabilir. Albert Einstein bir çok Amerikan ve Avrupa üniversitesinden onursal doktora ödülü aldı.1920' lerde Amerika, Avrupa ve uzak doğuda dersler verdi. Dünyanın belli başlı bütün akademilerinin üyelik ve fahri üyeliklerine kabul edildi. Çalışmalarından dolayı birçok ödül aldı. Bunlardan bazıları 1925'de Londra'daki Royal Society' nin Copley Madalyası ve 1935'de Franklin Institute 'deki Franklin Madalya'sıdır. Einstein'in yetileri onu entellektüel bir yalnızlıkta ikamete zorlamıştır. Müzik dinlemek hayatında önemli rol oynamıştır. Mileva Maritsch ile 1901'de evlendi ve iki oğlu oldu. Bir süre sonra da ayrıldılar, sonra kuzeni Elsa ile evlendi. Elsa 1936'da öldü. Einstein 1955 'de 18 Nisan da Princeton New Jersey' de öldü. Albert Einstein sözleri... * Dehanın 10'da 1'i yetenek 10'da 9'u da çalışmaktır. * Ancak başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır. Günün sözü 16.02.2007 * Çok zeki olduğumdan değil, sadece sorunların üstünde daha çok duruyorum. * Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.Günün sözü 17 Ocak 2006 * Delilik, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir. * Yolculuk etmeyi seviyorum ama varmaktan nefret ederim. * Eğer ne yaptığımızı biliyor olsaydık, buna araştırma denmezdi öyle değilmi? * 3. Dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya savaşında taş ve sopalar olacağını biliyorum.Günün sözü 16 Ağustos 2006 * Sadece iki şey sınırsızdır, evren ve insanoğlunun ahmaklığı, ilkinden o kadar da emin değilim. * Neden beni hiç kimse anlamıyor, ama herkes beni seviyor? * Dünyanın Kainat'taki biricik meskûn yer olduğunu farz etmek bile düpedüz cehalettir. Yetkili kişileri - uçan daireler yoktur – iddiasına sürükleyen tabii bir korku veya beşeri bir kibir ve azamettir... * Görelilik kuramım başarıyla kanıtlanırsa Almanya benim bir Alman olduğumu iddia edecek. Fransa ise dünya vatandaşı olduğumu açıklayacaktır. Kuramım gerçek dışı çıktığında ise, Fransa bir Alman olduğumu söyleyecek. Almanya ise bir Yahudi olduğumu açıklayacaktır. Fransız Felsefe Cemiyeti'ne konferansından 6 Nisan 1922. * Ben gelecek için hiç bir endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor. Aforizma Einstein Arşivi 1944-45 * Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir. * Bilim atom bombasını üretti, fakat asıl kötülük insanların beyinlerinde ve kalplerindedir. * Zorunlu askerlik sadece medeniyetin devamı için değil, aynı zamanda varlığımız için de ciddi bir tehlike oluşturur. * İfade özgürlüğünü, yasalar tek başına garanti edemez. Herkesin kendi düşüncesini, cezalandırma olmaksızın açıklayabilmesi için toplumda hoşgörü mevcut olmalıdır. * Büyük güce sahip egemen devletler olduğu sürece savaş kaçınılmazdır. * Eğitim, insanın okulda öğrendiği her şeyi unuttuğunda arta kalandır. * "Fiziği görelilik ilkesine sokmak fikrini rastgele bulmama teşekkürler, siz (ve diğerleri) benim bilimsel yeteneklerimi beni rahatsız edecek kadar çok abartıyorsunuz." Arnold Sommerfeld'e mektup 14 Ocak 1908 * Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. * Her savaş insanlığın ilerlemesini engelleyen kötülük zincirine bir halka ekler. * Sorunlar, onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez. * Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır. * Gerçeği aramak onu elde etmekten daha kıymetlidir. * İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz. * İlkelerin boğazına dolanıp dibe batmaktansa, oportünist olup suyun üstünde kalmayı yeğlerim. * Gerçeklikle karşılaştırıldığında, bilimde vardığımız düzey ilkeldir, çocuk oyuncağıdır. Ama sahip olduğumuz en değerli şey odur. Günün sözü 14.03.2007 * Sadece barışçı değil, militan bir barışçıyım. Barış için savaşmaya hazırım.çeviri * Hayal gücü bilgiden çok daha önemlidir. * Hayatı yaşamanın iki yolu vardır: Biri hiçbirşeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri herşeyin mucize olduğunu düşünmek. * "Ben görevimi burada bitiriyorum."Son sözleri * "Birisinin atom bombası yapmasına yardım etmekten daha kötü sadece bir şey var.O da nazilere atom bombası yapmaları için yardım etmek." * Matematikçiler, Görelilik Kuramına el attıktan sonra, ben kendi kuramımı tanıyamaz hale geldim. * Hayal bilimden daha önemlidir, çünkü bilim sınırlıdır. * Aslında ben geleceği hiç düşünmedim çünkü gelecek düşünmesekte gelecek * Hiçbir sorun o sorunu yaratan bilinç düzeyiyle çözülemez... * Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler yoktur. * Herkesin fikir birliğine vardığı bir akşam, kayıp bir akşamdır. * Zorlukların göbeğinde fırsatlar yatıyor. * Bazı erkekler kadınları anlamaya çalışır, diğerleri kendilerini daha basit konulara adarlar, örneğin görelelik kuramına. Einstin soruları: 1-) Kurallar: 1. 5 farklı renkte 5 ev var. 2. Her evde 5 farklı ülkeden birer kişi oturuyor. 3. Bu evlerde yasayan kişiler farklı marka icki içiyor, farklı marka sigara içiyor ve farklı cins hayvan besliyor. 4. Sigara, içki ve hayvanların hiçbiri ayni cins değil. Verilen Bilgiler: 1.İngiliz kırmızı evde yasıyor. 2.İsveçli kopek besliyor. 3.Danimarkalı cay içiyor. 4.Beyaz evin solunda yeşil ev var. 5.Yeşil evin sahibi kahve içiyor. 6.Kus besleyen kişi "Pall Mall" marka sigara içiyor. 7.Sari evin sahibi "Dunhill" marka sigara içiyor. 8.Tam merkezdeki evde yasayan kişi sut içiyor. 9.Norveçli ilk evde oturuyor. 10.Kedi besleyen kişinin evinin yanındaki evde oturan kişi "Blend" marka sigara içiyor. 11."Dunhill" marka sigara içen kişinin evinin yanındaki evde oturan kişi at besliyor. 12."Blue Master" marka sigara içen kişi ayni zamanda bira içiyor. 13.Alman "Prince" marka sigara içiyor. 14.Mavi evin yanındaki evde oturan kişi Norveçli. 15.Su içen kişinin komsusu "Blend" marka sigara içiyor. Soru: Balığı kim besliyor?? Einstein bu soruyu son yüzyılda yazmış ve iddaa etmişki; dünya insanlarının %98 'i bu soruyu çözemez. 2-) Einstein'e bu soruyu sormuşlar 10 dakkada çözmüş.Zeka olimpiyatlarında sormuşlar onlardan bile sadece 1 kişi çıkmış oda yarım saatte anca çözebilmiş. Soru: 5 tane hayvan var ama 1 tanesi diğerlerinden ayrılıyor.Hangisi? 1.Aslan 2.Sincap 3.Antilop 4.Hipopotam(su aygırı) 5.Sıçan Alttaki benim için şunu araştır. uzun süre toplum dışında kalmış kişiler ( Hapishanede yatan mahkumlar gibi ) topluma nasıl kazandırılır. işlediği suçları yeniden işlememleri için neler yapılabilir. [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYA TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUN...] [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYA TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUN...] AkdenizForum Toolbar Sitemizi Daha İyi Kullanmak İstiyorsanız Daha Kolaylıkla Sizde İndirin [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYA TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUN...] |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Amatör Üye
Üyelik Tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 50
Üye No: 116780
Tecrübe Puanı: 9
Rep Gücü : 61
Rep Derecesi :
![]() |
SİVİL ANAYASA
Çok şükür nihayet! Tamamen seçilmişlerin hazırlayabileceği, ordu asker cunta baskısı olmadan bir sivil Anayasa hazırlama imkânımız olacak. İktidarın % 46 oyuna rağmen toplumsal uzlaşmanın tesisiyle siyasi partilerin, sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, mesleki kuruluşların, kadın derneklerinin her kesimin görüşünün alınacağı bir dönemdeyiz. Bundan daha güzel bir ortam olabilir mi sivil Anayasa hazırlamak için? Üstelik taslak hazırlanıp kamuoyunun tartışmasına açılacağı önceden bile beyan edildi. Çok şükür nihayet! Bazı şeyler doğru yapılabilecek. Çok geçmeden birkaç gün sonra, -Höt, herkes işine baksın -Düt, Biz biliriz ne yapacağımızı -Şşt, Türkiye tercihini yapmıştır, Bazı kesimler vatandaşın verdiği oyun ne anlama geldiğini hala çözememiş, edalarıyla döndük yine politikacıların iliklerine kadar işlemiş olan hastalığına. Bu saatten sonra hazırlanacak Anayasa küçük kaf dağlarının yaratıcısı bir partinin Anayasası olmaktan bir adım öteye geçemez. Bu millet bir kez daha kandırıldı. Yol yakınken dönülmeli, hata üzerine hata, zaman kaybetme lüksü olmayan Türkiye’ye pahalıya mal olacaktır. BAŞINDAKİ DEĞİL İÇİNDEKİ Amerika’da okuduğum yıllarda başörtüsü benzeri örtülerle Üniversite’de eğitim alan gençleri gördüm ırkçılığın her gün bizzat yaşandığı bir ülkede dini simge olsa dahi başörtüsü türü örtülerin o ülkeye bir problem oluşturmadığını , bir tehdit unsuru olmadığını gördüm. Neden mi? Kimse o ülkeye ideolojisini yaşamaya, yaymaya gitmiyor, herkes Amerikan Rüyası denilen daha iyi koşulları kendisi ve ailesine sunmak için gidiyor. Ekonomik seviye diğer sorunları, değerleri sadece kendi içinde yaşar hale getirerek bertaraf etmiş. Gelelim memleketime. Başörtüsü bu ülkenin tarihinde var. Türbansa dışarıdan 20–30 önce ithal edildi. 1971 yılında Türkiye’ye iltica ettiğimizde ben bu ülkede bugünkü Türban denilen örtüyü değil, herkesin, annemin, ninemin örtündüğü başörtüsünü gördüm. 1983 yılında girdiğim Üniversiteye başını kapatsın diye harçlık verilen üniversite öğrencilerinin olduğu dönemden, daha sonra başı açık veya kapalı diye işe alınmayanların olduğu bugünlere gelindi. Ekonomik sebepler insanları örtünmeye veya örtünmemeye itti. Her kesimin kendi işçisi emekçisi doğdu. İnsanlar arasındaki ayrışma derinleştirildi. Bunu hazırlayan da kullananda siyasi partilerdi Birilerinin başına taktığı, birilerinin yaşamının devamını yıllardır sağladı, birilerini de sonunda iktidar yaptı. Gecenlerde Ali Kırca Siyaset Meydanı programında 20 yıl evvelki programından alıntılar vererek bir şeyi anlatmaya çalıştı. 20 yılda bu başörtüsü konusunda bir arpa boyu yol alamamışız. 20 yıl evvel ne konuşulduysa bugün halk ta, türbanı takanda, üniversitelide aynısını söylüyor akademisyende 20 yıl evvel söylediğini söylüyor. Sonuç, mesele çözümsüz bırakılarak bizleri meşgul etmekten öteye gitmemiş. Türban dini sembol ise, (kaldı ki bir zamanlar bu memlekette hiç yoktu, geçmişte bu şekilde olmayan nasıl dini bir sembol olur onu da anlamış değilim.)Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan diğer dinlere mensup sembollerinin de kullanılması, sergilenmesi gerekliliği doğurur ki bunu AIHM bile reddetti. ‘’Dinimin gereği olarak’’ ile başlayan cümleler türban takan bayanlar tarafından zikredilmekte. Sanki ezberletilmiş gibi. Onun dininin gereği de, benim annemin, ninemin dini farklımıydı ki yuzyıllardır o şekilde takılmadı? Bir ülkenin sözüm ona sivil Anayasa sının kaderi türban denilen bir bez parçasına indirgenebildiyse, mahalle baskısı, -tarif edilebiliyor da edilemiyor- alimi ulemayı meşgul ediyorsa, bir toplumun ahlakı iffeti namusu sadece birilerinin bacak arasından ibaretse yazıklar olsun bu ata-erkil egemen düzene. Şaşa içinde 10 bin kişilik düğün yapmak, yüzlerce eş dostla Amerika Avrupa turları yapmaksa sizin taktirinizdir. EN IYI SUÇLU NASIL OLUNUR? ABC Televizyonunun Nightline - Gece Hattı programının sunucusu Ted Kopple Amerikan hapishanelerindeki suçluların durumunu araştırmak icin bir çalışma yapacaktır. Gittïği hapishane de genç bir mahkum kendisini görünce buraya gelmesine şaşırır ve meraken sorar ünlü olmak nasıl bir seydir diye. Ted Kopple bir seyler anlatır ancak genç pek ikna olmamıştır. Ted Kopple sen ünlü olsan ne yapardın o kadar para ve şöhretle deyince genç mahkum tonla ot- marihuana alıp keyfini sürececeğini söyler. Genç mahkum Ted Kopple| a son model limuzine 4-5 kız atıp hayatın tadını çıkarıyorsundur diye sorunca Ted Kopple ın program yardımcısı 44 yıldır aynı kişiyle evli olduğunu söyler. Genç mahkum şaşırır ve geriye yaslanır. Nihayet filmi koparan cümlesini sarfeder. -Niye böyle bir şey yapıyorsunki? Genç mahkumun mantalitesi birisiyle 44 yıl evli kalmayı tahayyül edemez. Ted Kopple araştırma neticesinde Kalifornia eyalet yasalarına göre genç mahkûmun cezası bitince tekrar aynı bölgeye gitmek zorunda olduğunu, yeni bir hayata başka bir eyalette başlamak istese bile gidemeyeceği öğrendiğinde bu kez kendisi bu duruma anlam veremez. Hapishanede mahkûmlar ilaç, alkol ve madde bağımlısı olmaktan nasıl uzaklaştırılır topluma nasıl kazandırılır yerine nasıl daha iyi suçlu olunur un eğitimini almaktalar diye yazarak raporunu tamamlar. Değil Amerika’da, ayda dahi yaşasan yönetimler ıslah etmek istemediklerini ıslah etmezler, topluma kazandırmazlar. Bizde ise durmadan af kanunları çıkararak suçlarını durmadan tekrarlayanlarını elini kolunu sallayarak sokaklara salarlar. En iyi suçlu nasıl olunur? Suça teşvik edilerek, ceza yerine adeta mükâfatlandırılarak... ALTTAKİ YAF BANA GULYABANİ KİTABININ ÖZETİNİ BULSANAAA.. |
|
|
|
|
|
#14 | |||||||||||||||||||||||
|
Özel Üye
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik Tarihi: Mar 2008
Nerden: MaLaTYa
Yaş: 24
Mesajlar: 5.648
Üye No: 79584
Tecrübe Puanı: 28
Rep Gücü : 909
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
KİTABIN ADI Gulyabani KİTABIN YAZARI Hüseyin Rahmi Gürpınar YAYINEVİ VE ADRESİ Ankara Cad. 31/2 Çağaloğlu-İstanbul BASIM YILI Ocak 1995 1. KİTABIN KONUSU : Yazar cin,peri ve gulyabani gibi boş inancların nasıl kötüye kullanılarak saf ve namuslu insanların kandırıldığını anlatmıştır. 2. KİTABIN ÖZETİ : Hoppaca bir kız olan Munise çok güzel bir kızdır. Annesi ve babası o daha gençken ölür.Komşuları Munise’yi geyindirip,geçindirir ve çehiz vererek onu birisiyle evlendirirler. Fakat Munise kocasıyla pek anlaşamaz ve bir gün kocası evde yokken kaçar. Daha sonra ana dostu olan Ayşe Hanım adlı bir kadın onu bulur ve ona onun hizmetçilik yapabileceği iyi ve namuslu bir yere götüreceğini söyler. Ama Ayşe Hanımın Munise’ye bir tafsiyesi vardır. O da şudur ki; Eğer oradakalıp iyi para kazanmak ve daha sonra kendine iyi yuva kurmak istiyorsa orada olup bitenleri kimseye söylemeyecek ve bunlara tepki vermeyecekti. Munise bu fikre evet der.Ayşe Hanım Munise’yi bir dağın tepesindeki köşke götürür. Burada onları Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen adlı iki hizmetçi karşılar. Daha sonra Ayşe Hanım Munise’yi burada bırakıp gider. Munise bu köşkün garipliklerine şaşıp kalır. Çünki gelirken onları buraya getiren arabacını konuştuğu cin,per ve gulyabani muhabbetine inanamayan Munise, bunlara inanmaya başlar. Munise Ayşe Hanımın onu buraya büyük bir bahşiş karşılığında getirdiğini bu zaman anlar ve kafasına vurur. Gitmeye çalışır fakat ona buraya gelen insanların bir daha geri dönemeyeceğini söylerler. Munisenni getirildiği köşkün her tarafında her gece cinler,periler dolaşır.Bunlardan en korkuncu ise Gulyabani’dir. Cinler ve Periler her gece bu köşkün etrafına gelip odalara girerek abuk subuk sesler çıkarır ve Muniseye saldırırlar. Muniseyse ona verilen tafsiyeler göre hareket ederek sesini çıkarmaz bu da benim kaderimdir der. Bir gün gece bir erkek peri Munise Hanımın odasına gelir. Munise bu durum karşısında şaşkın kalmıştır. Bu erkek perinin adı Hasan’mış. Hasan çok güzel yüzlü peridir. Hasan kendisinin peri olmadığını ve onu bu köşkten kurtarmak istediğini söyler. Fakat Munise bu olaylarla sürekli karşılaştığından onun sözüne inanmaz. Hasan ise ona aşık olduğunu ve onu sevdiğini, onun için her şey yapabieceğini söyler. Daha sonra Hasan’ın insan olduğu ve Şehirden bu köye geldiği anlaşılır. Hasan sonunda bu cin,peri saçmalıklarının bir iç yüzünün olduğunu anlar ve bunu ortaya çıkarır. Demek ki, cin,per, ve gulyabani muhabbeti saçmalıktan ibaretmiş. Bunların hepsi cin,peri ve gulyabani kılığına girmiş birer insanlarmış.Bu insanlar cahil köy halkını kandırır ve namussuzca işler yaparlarmış. Hasan onların hepsini yakalar ve halkın önünde hepsini tanıtarak cezalandırır. Sonra Munise Hasan’la evlenir, köşkte hizmetçilik yapan Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen’e de birer kaca bulurlar. Onlar da mutlulukla hayatını devam ettirir. Köşkün sahibi, Hanımefendi de Munise ve Hasan’la birlikte bir müddet yaşar ve sonra hayatını değiştirerek bütün malını ve mülkünü onlara bırakır. Hasan’la Munise hayatlarına mutlulukla devam ederler. 3. KİTABIN ANA FİKRİ: Cahil olmamak,batil düşüncelerden kaçınmak,bilimsel düşünceye önem vermek gerekir, aksi durumda istenilen yöne çevrilebilirsin. 4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Kitapta sık geçen isimler şunlardır; Munise, Ayşe Hanım, Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen. Munise eserin baş kahramanı ve ve olayların odak noktasıdır. Ayşe Hanım Munise Hanımın annesinin eski dostudur. Hasan ise Munise’nin sevgilisidir. Çeşmifelek ve Ruşen ise köşkün sahibinin hizmetçileridir. 5. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Eserde masalcı yanın çok olması kitabı zevkli hale getirmiştir. İnsanlarınher zaman bilimsel düşünceye yer vermesi gerektiğini savunması bakımından,her söylenene inanmamak gerektiğini vurgulaması bakımından gençlerin okumasını tavsiye ederim. 6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Eserin yazarı Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır.17 Ağustos 1864’te İstanbu’un Ayaspaşa semtinde doğdu ve 8 Mart 1944’te yaşama gözlerini yumdu. Eserlerinde gerçekçiliği ve doğalcılığı savunan yazar, dil estetiğine önem vermez. En başarılı türü romanlarıdır. Romanlarından bazıları şunlardır; Şık, İffet, Can Pazarı, Namuslu Kokotlar ve Gulyabani’dir. Tags: Ayse Hanim, cesmifelek Kalfa ve Rusen, gürpinar, Gulyabani, hüseyin, Munise, rahmi ALTTAKİ BANA FERRARİ ENZO'NUN RESİMLERİNİ BULURMUSUN |
|||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
#15 |
|
Pяofésyoηél Mod
![]() Üyelik Tarihi: Dec 2007
Nerden: kaYboLdum...
Mesajlar: 3.400
Üye No: 51297
Tecrübe Puanı: 79
Rep Gücü : 5945
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() en üstteki benim ona göre emre ![]() alttaki bana villa resimleri göster..! ![]() AkdenizForum Toolbar Sitemizi Daha İyi Kullanmak İstiyorsanız Daha Kolaylıkla Sizde İndirin [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYA TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUN...] |
|
|
|