![]() |
|
|||||||
| Mustafa Kemal ATATÜRK Atatürkçülük, Fikirleri Düşünceleri, Resimleri, Filmler, Ses ve Görüntüler, Atamız Hakkında Herşey... |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#1 (permalink) |
|
AkdenizForum Kankası
|
![]() DİYOR Kİ: Bu milletin evlatlarının fedakarlıkları, kahramanlıkları için ölçü bulunamaz. (1921) Turgut Özakman, ‘Şu Çılgın Türkler’ kitabında yer almayan öteki çılgın Türklerin öykülerini anlatmaya başladı. O öykülerdeki ‘çılgın’ Türkler her pazartesi Hürriyet’te. Millet malı İLERDE Milli Eğitim Bakanı olan M. Necati Bey anlatıyor:‘Uzun yollarda kesintisiz süren bir akışla savaş alanlarına inen mübarek kağnı kafilelerine her zaman rast gelirdim. Görüntü hiç değişmezdi: Zayıf öküzlerin çektikleri cephane yüklü arabalar ve bunların başlarında yanık yüzlü, çıplak ayaklı kadınlar, ihtiyarlar hatta çocuklar. Çok defa yolun kenarına çekilir, onların geçişini gözlerim yaşararak seyreder, kağnıların gıcırtılarını ilahi bir mu***i gibi dinlerdim. Karlı bir gün Çerkeş önlerinde kağnılarla cephane taşıyan bir kadın kafilesine rast gelmiştik. Kafileye yaklaştık ve selamlaştık. Biz soğuktan yamçılar altında bile titrerken, tek yorganını arabaya örten bir ninenin çıplak ayaklarla karları çiğnediğini görünce içimde bir merhamet sızladı. Yorganını, arkasına sardığı peştamalın içinde ara sıra hıçkıran bir çocuğun üzerine değil de, niçin arabanın üzerine serdiğini sormak gereğini duydum. KARDA ÇIPLAK AYAK Sorumu garip bir tarzda karşıladı. Anlaşılan bu durumu konuşmaya değer bulmuyordu. Cevap beklediğimi anlayınca, kutsal bir şeye yaklaşır gibi kağnıya yaklaştı, yorganı aralayarak altındaki mermileri gösterdi: ‘Kar serpeliyor oğlum, millet malıdır, yazık, nem kapmasın.’ Uçlarından çekerek yorganı mermilere sıkı sıkıya sardı. Az önceki merhametimden utandım.’ Bu nineyi her düşündüğümde aklıma gazete sayfalarından taşan hortum haberleri, vergi yüzsüzleri, millet malı yağmacıları geliyor. M. Necati Bey’le birlikte ben de bu mübarek ninenin tavrı karşısında utanıyorum. Uçurumdan elleriyle top çıkardılar ALBAY B. Sıtkı Kural anlatıyor:‘Sakarya Savaşı’nda 15. Skoda Obüs bataryası komutanıyım. Mangal Dağı’nın elden çıkacağı anlaşılınca bataryayı kuzeye doğru geri çekmem emredildi. Toparlanıp gün ışırken yola çıktık. Derin bir uçurumun kıyısındaki toprak yoldan geri gidiyoruz. Topları mandalar çekiyor. Geceki yağmurdan dolayı toprak ıslanıp gevşemiş. Topların ağırlığına dayanamayan toprak kaydı, dört topumuzdan sonuncusu, mandalarla birlikte uçuruma tekerlendi, çığlıklar, böğürtüler ve çatırdılarla uçurumun dibindeki derenin içine düştü. MANDALAR ÖLMÜŞTÜ Yamaç dik. Güçlükle aşağı indik. Mandaların yarısı ezilip ölmüş. Sağlar da yaralı. Bunları çözüp toptan ayırdık. Topu buradan kurtarıp yola çıkarmak ve bataryayı yeni mevziye yetiştirmek gerek. Düşmana top bırakılmaz. O da sancak gibi birliğin namusuna emanettir. Ama elde ne vinç var, ne çelik halat, ne topu yukarı çekecek düzenek. Topa ve ta tepede kalmış olan yola bakakaldım. Ne yapacaktık? Aczimiz gözlerimi yaşarttı. ÜZÜLME KOMUTANIM Batarya Çavuşum Nuh Çavuş, ‘Üzülme komutanım’ dedi. ‘Biz evvel Allah ne yapar eder, bu topu yukarı çıkarırız.’ Nuh Çavuş’a güvenirdim ama topu yukarı çıkarmak imkansızdı. Ümitsizce kenara çekildim. Çavuş gerektiği kadar asker topladı. Yamacı tonlarca ağırlığındaki topla birlikte tırmanacaklar. Yarısı, topun tutulabilecek yerlerinden tutup çekecek; yarısı elleriyle, omuzuyla, sırtıyla, göğsüyle koca topu yukarı doğru itecek. ELLERİ PARÇALANDI Nuh Çavuş’un komutuyla birlikte askerler ile top, yerçekimi ve dik yamaç arasında, tarifsiz bir boğuşma başladı. Askerlerin kasları kopacak gibi gerildi. Gözlerine kan oturdu. Bütün damarları kabardı. Yüzlerinden ter fışkırıyor, kemikleri çatırdıyor, elleri soyulup parçalanıyor, etleri ezilip çürüyor, bazılarının burnundan kan geliyordu. Güç toplamak için haykırıyor, tekbir getiriyor, ileniyor, uluyor, çırpınıyorlardı. DÜŞMANA BIRAKMAYIZ Topu ancak beş adım ilerletebilmişlerdi. Çavuş acıyla bağırdı: ‘Topu düşmana mı bırakacağız?’ Hep birden feryadı bastılar: ‘Hayır!..’ ‘Haydi öyleyse!’ Bütün canıyla çabalayan askerlerden biri ağlamaya başladı. Bu ruh taşkanlığı birçoğuna yayıldı. Topa çılgın gibi sarıldılar, çığlıklar atarak, hırs, isyan ve öfkeyle ağlaya ağlaya o kocaman topu yamaç yukarı taşıyıp yola çıkardılar. YÜZLERİ PARLIYORDU Hepsinin avuçlarının derisi soyulmuş, ellerinin içi kan içindeydi, dizleri parçalanmıştı. Ama topu kurtardıkları için yüzleri bir çocuk gülüşüyle parlıyordu. Biri topun üzerine çıkıp sala verdi. Cephane arabalarının yedek mandalarını alıp topa koştuk. Yeni görev yerimize yolladık.’ ๑۩۞۩. Fëanor Fëfalas. ۩۞۩๑ |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
AkdenizForum Kankası
Üyelik Tarihi: Jul 2006
Yaş: 23
Mesajlar: 567
Üye No: 105
Tecrübe Puanı: 46
Rep Gücü : 59
Rep Derecesi :
![]() |
BİR BAYRAK İÇİN Antep, Maraş ve Urfa, Mondoros Mütareke Anlaşması’na aykırı olarak önce İngilizler, sonra Fransızlar tarafından işgal edildi. İşgalcilerin ve silahlandırdıkları Ermenilerin saldırgan, onur kırıcı davranışları yüzünden patlayan olaylar hızla genişledi. Antep gazi, Maraş kahraman, Urfa şanlı sanlarını bu dönemdeki olağanüstü direnişleriyle kazanmışlardır. 5 Kasım 1919 Cuma günü, yanında Ermeni bir tercümanla Antep’e gelen bir Fransız subayı, Akyol Karakolu’nun önünden geçerken karakolun üzerinde dalgalanan Türk bayrağını görüyor. Polise bayrağı indirmesini söylüyor. Polis bayrağı indiriyor. Basit gibi görünen bu olay şehri ayaklandıracaktır. Halkın şiddetli tepkisini gören Mutasarrıf ‘mücadele edip ölmeden bayrağın inmesine razı gelen’ polisin işine son veriyor. Halk ancak bayrak eski yerine çekilince sakinleşip dağılıyor. İşgal kuvveti komutanı bu tepkinin anlamını kavradı mı? Anlasa Antep’ten çekip giderlerdi. ERMENİ KIZA HAVA OLSUN DİYE BAYRAK İNDİRDİ Bir başka bayrak olayı da kısa bir süre sonra Maraş’ta yaşandı. Durumu denetlemek için yollanan Osmaniye askeri yöneticisi (guvernör) Andrea Maraş’a geldi. Bir Ermeni evine konuk oldu. Evin genç kızına yaranmak için cuma günleri Maraş Kalesi’nde dalgalanan Türk bayrağının bu cuma çekilmemesini emretti. 28 Kasım 1919 Cuma sabahı uyanan Maraşlılar kalede Türk bayrağını göremediler. Yerinde Fransız bayrağı vardı. Çılgına döndüler. Avukat Mehmet Ali Bey (Kısakürek) gazap içinde kaleme sarıldı, bir bildiri yazarak, halkı ‘al sancağı yeniden dalgalandırmaya’ çağırdı. Yazı elden ele dolaştı, çoğaltıldı. Maraşlılar Ulu Cami’ye ellerinde bayraklarla geldi. NAMAZ BİLE KILMADAN DOĞRU KALEYE Namaz kılmadan kaleye doğru yola çıktılar. Kapılardan girerek, burçlardan atlayarak kaleyi doldurdular. Fransız jandarmalar binlerce Maraşlıyı görünce sindi. Biri kalenin bayrağını buldu, alkışlar arasında direğe çekti. Müjde silahları atıldı. Şehirde damlara, balkonlara çıkmış olan Maraşlılardan sevinç çığlıkları yükseldi. Öğle namazını kalenin avlusunda kıldılar. ‘BEZ PARÇASI İÇİN’ DEDİ, DAYAĞI YEDİ Guvernör, yaveri ve tercümanıyla hesap sormak için hükümet konağına koştu. Halk da gelmişti. ‘Bir bez parçası için bu kadar gürültü çıkarmak ne oluyor?’ diyen tercüman dövüldü. Hançerini çekip tercümana dayak atanların üzerine yürüyen yaveri de benzettiler. Guvernör Türklerin bayraklarına, onurlarına, bağımsızlıklarına uzanan elleri kırmaya kararlı olduklarını anladı mı? Anlasa Maraş’tan çekip giderlerdi. Antep, Maraş, Urfa ve Çukurova olaylarına sık sık değineceğim. 2’nci gün... Kurtkaya Tepesi BÜYÜK Taarruz’da Türk cephesinin en sağındaki tümenlerin taarruz hedefleri arasındaki en önemlisi Kurtkaya Tepesi idi. Tepe üç kat tel engelle çevrilmişti ve iyi tahkim edilmişti. Birinci günü Türk birlikleri iki kez taarruz ettilerse de tepeyi ele geçirmeyi başaramadılar. Büyük Taarruz’un ikinci günü Yunan cephesinin yarılması şarttı. Kurtkaya’yı almakla görevli birlikler çok erkenden taarruza geçmeyi kararlaştırdılar. Asker hazırlık ve heyecan yüzünden gece uyumadı. Saat 03.00’te hücum çıkış mevzilerine girdiler. Saat 04.00’te süngü hücumuna kalktılar. Düşman da korkudan uyumamıştı, tetikteydi. Türk hücumunu yoğun ateşle karşıladılar. Bölükler kurşun yağmuruna karşı düşman siperlerine akıyorlardı. 36. Alay’ın 6. Bölük Komutanı Bayburtlu Üsteğmen Agah bölüğünün önünde koşarken, ağırca yaralandı. Ama yaralanıp da geri kalacak zaman değildi. Yaralandığını görenlerin yalvarmalarına aldırmadı, elini yarasına bastırarak koşmaya devam etti. Tel örgüde açılan gedikten hışım gibi en önde geçti, elindeki bombayı savurarak ilk siperi temizledi. Bölüğünün önünde uçar gibi Kurtkaya’nın en yüksek noktasına çıktı. Bir soluk alacak kadar durdu ve özlemle çevreye göz attı. Vatan parça parça geri dönmekteydi. Serseri bir kurşun alnını buldu. Orada toprağa verdiler. Vatanın bir parçası oldu. Hava soğuk Mehmetçik yarı silahlı, yarım çarık Birinci İnönü Savaşı sırasındaki Türk ordusu (Ocak 1921). İsmet İnönü anlatıyor: ‘Ocak ayında yağmurlu, tipili, insafsız bir hava. Askerlerin çarıkları yarım, tüfeklerinin mekanizmaları uydurma, bu tüfekleri omuzlarına çeşitli bağlarla (ip vb.) asmışlar. Süvariler yüklerini tekerlerindeki heybelere doldurmuşlar, küçük boylu, cefakeş Anadolu atları ile iç tehlikenin birinden dış tehlikeden birine yetişmeye çalışıyorlar. Bir ordu ki nakliye kafilesi namına hiçbir vasıtası yok. Herkes caphanesini boynundaki fişekliğinde veya belindeki kütüklüğünde veya şalvarının cebinde taşıyor. Cephane mevcudu herkesin üzerindekinden ibaret. Toplarımızın cephane kafilesi yok.’ Yeni kurulmakta olan bu yarı silahlı, yarı çıplak ordu, hem Eskişehir’e doğru taarruz eden Yunan birlikleriyle İnönü mevziinde, hem isyan etmiş olan Ethem kuvvetleriyle Kütahya-Gediz’de savaşacak, ilkini def edecek, ikinciyi ezip dağıtacaktır. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
PcSystem Expert
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2006
Nerden: Türkiye
Yaş: 22
Mesajlar: 3.972
Üye No: 9
Tecrübe Puanı: 52
Rep Gücü : 218
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() |
kardeş eline saqLıK Tşkler
AkdenizForum Toolbar Sitemizi Daha İyi Kullanmak İstiyorsanız Daha Kolaylıkla Sizde İndirin [ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYA TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUN...] |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Günümüz Çılgın Türkleri | dEHSEt | Geyik , Muhabbet | 1 | 06-21-2007 09:48 PM |
| Interneti Türkler Bulsaydi_? | Thexorcist | Dökümanlar | 3 | 06-08-2007 04:10 PM |
| ikiz kulelerdeki türkler... | ressamprens | Eğlence | 0 | 08-07-2006 01:07 PM |
| Türkler Hakkında Söylenenler... | Aytaç | Mustafa Kemal ATATÜRK | 0 | 07-19-2006 07:44 PM |
| interneti türkler yapsaydı ne olurdu | uyducu64 | Eğlence | 2 | 07-17-2006 10:15 AM |