![]() |
|
|||||||
| E-Book Book kategorisinde yeralan ücretsiz ve ücretli programlar - dosyalar. |
| Tags: iddialara isik |
![]() |
|
|
Seçenekler |
|
|
#1 |
|
Özel Üye
![]() ![]() |
İddialara Işık Tutan Belgeler!
[ÜYE OLMADAN LİNKLERİ GÖREMEZSİNİZ. BURAYA TIKLAYARAK BEDAVA ÜYE OLUN...] 100 Belgede Ermeni Meselesi Haz. Mehmet PERİNÇEK Mehmet Perinçek'in '100 Belgede Ermeni Meselesi', yıllardır görülmeyen, yok sayılan büyük bir belge kaynağının üzerindeki sis perdesini aralıyor Ermeni Soykırımı iddiaları ilk kez Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve diğer emperyalist ülkeler tarafından ortaya atılmıştı. Bugün de söz konusu iddialar Türkiye'ye karşı bir silah gibi kullanılmakta, ülkemizin emperyalizme karşı mücadele tarihi ve Kurtuluş Savaşı mahkûm edilmeye çalışılmaktadır. Bu yüzden soykırım iddialarına karşı mücadele günümüzde son derece önemlidir. Ama bu önemli mücadele şimdiye kadar hep yarım yamalak yürütülmüştür. Bunun nedeni ise konuyla ilgilenen araştırmacıların Rus devlet arşivlerini göz ardı etmede gösterdikleri ortak ısrardır. Oysa Çarlık Rusyası ve Sovyet Rusya, 1915-1923 yılları arasında yaşanan olayların en önemli tanıkları arasındadır. Çarlık Rusyası 1917 Devrimi'ne kadar Ermeni meselesinin taraf olarak içindedir. Dolayısıyla Rusya 1915 Tehciri'nin öncesinde ve sonrasında yaşananları titizlikle kayda geçirmiştir. Üstelik Çarlık Rusyası'nın Taşnaklarla ilişkileri nedeniyle söz konusu arşivler Ermeniler'e ait belgeleri de içermektedir. Sovyet Rusya ise meseleye Ermeni değil, emperyalizm meselesi olarak bakmış ve son derece nesnel değerlendirmeler yapmıştır. Rus arşivleri Ermeni milliyetçiliğinin Çarlık Rusyası ve Batı emperyalizmi tarafından Türkiye'ye karşı nasıl kullanıldığını, Ermeni mezalimini ve Türklerin buna karşı verdiği savaşın haklılığını ortaya koymaktadır. Ama bütün bunlar Rus devlet arşivlerinin üzerindeki gizli ambargonun kalkmasını sağlayamamıştır. Rus kaynaklarından yararlanmayı bir tür bolşevikliğe bulaşma olarak gören Türk tarafı, yıllarca söz konusu belgelerin önemini kavramamıştır. Ermeni tezlerini savunanlar ise soykırım iddialarını yerle bir eden söz konusu arşivleri bir suskunluk komplosu ile karşılamayı tercih etmişlerdir. Aslında Rus devlet arşivlerinin başına gelenler, tarihin ne kadar ideolojik müdahalelere açık bir bilim olduğunu kanıtlamakta ve üniversitelerin tarih bölümlerinde ders konusu olmayı hakketmektedir. Mehmet Perinçek'in Rus Devlet Arşivlerinden: 100 Belgede Ermeni Meselesi başlıklı çalışması, ideolojik kaygılarla yıllardır görülmeyen, yok sayılan büyük bir belge kaynağının üzerindeki sis perdesini aralıyor. Ermeni milliyetçiliğin iki özelliği Mehmet Perinçek'in okuyucuya sunduğu belgeler, Ermeni Soykırımı iddialarını tam anlamıyla çürütmektedir. Belgelerden Ermenilerin, İttihat Terakki yöneticilerinin politik bir istihzayla Ermeni meselesinin miladı ilan ettikleri Berlin Anlaşması'na kadar Türkiye'de çok iyi şartlarda yaşadığı ve korunduğu görülüyor. Kitapta yer alan 3. ve 4. belgeler bu konuda zihin açıcıdır. Ermenilerin kötü yaşam koşullarıyla ilgili iddiaların esas olarak emperyalist saldırganlığı gizlemek amacıyla üretildiği anlaşılmaktadır. Belgeler, doğumundaki ve gelişimindeki özgün koşullar nedeniyle Ermeni milliyetçiliğinin iki karakteristik özelliğine dikkat çekmektedir. Birincisi emperyalizme göbekten bağlılık ve işbirlikçiliktir. Belgelerden Ermeni milliyetçiliğinin Çarlık Rusyası'nın ve diğer emperyalist devletlerin doğrudan emrine girdiği kesin bir biçimde anlaşılmaktadır. Türkler açısından Ermeni meselesi artık emperyalist saldırganlığa karşı mücadelenin ve vatan savunmasının bir parçasıdır. Kitaptaki 29. belgede Ermeni bolşevik devlet adamı Boryan'ın Türkiye'nin Ermeni isyanını bastırmak için giriştiği mücadeleyi haklı görmesi, 44. belgede Ermenistan'ın ilk başbakanı ve Taşnak partisinin kurucusu Kaçaznuni'nin "Sevr gözlerimizi kör etmişti" demesi son derece anlamlıdır. Menşevik Gürcistanı'nın Toprak Bakan Yardımcısı Karibi "Türklerin yerinde kim olsa aynısını yapardı" derken bu haklılığa gönderme yapmaktadır. Ermeni milliyetçiliğinin ikinci özelliği vahşiliğidir. Aslında bu durum emperyalizmle ilişkilerin doğal sonucudur. Emperyalizmle işbirliği daha düne kadar bir arada yaşadığı halklara karşı düşmanlığı körüklemiştir. Saldırgan Ermeni burjuvazisi sıkışıp kaldığı topraklardan Anadolu'ya doğru genişlemeye çalışırken etnik temizliği bir yöntem olarak benimsemekte mahzur görmemiştir. Kitapta yer alan 25., 36. ve 37. belgeler Ermeni milliyetçiliğinin milli zulüm konusunda ne kadar pervasızlaştığını göstermesi açısından son derece önemlidir. Çarlık ordusunun yetkilileri bile Ermeni çetelerin vahşeti karşısında dehşete kapılmışlardır. Hatta kitapta yayımlanan Çarlık askeri mahkemelerinin tutanaklarında görüldüğü üzere Ermeni çeteciler yargılanmış ve idama mahkûm edilmişlerdir. Bu katliamların tehcir öncesi dönemde sistematik bir hal alması ayrıca dikkat çekicidir. Sovyetlerden kayıtsız şartsız destek Ekim Devrimi'nin ardından Rusya'da iktidara gelen devrimci yönetim, Ermeni meselesinin emperyalist devletler tarafından Türkiye'yi parçalamak için bir araç olarak kullanıldığını tespit etmekte gecikmemiştir. Meseleye emperyalizme karşı mücadele perspektifiyle yaklaşan Sovyet iktidarı, vatan savunması yapan Türkiye'nin haklı bir savaş verdiğini ve yaşanan acı olayların asıl sorumlularının emperyalist devletler olduğunu görmüştür. Özellikle Boryan, Lalayan ve Karinyan gibi Ermeni devrimci önderlerinin konu hakkındaki nesnel tutumları ve tespitleri son derece önemlidir. Yine örneğin kitapta 52. belge olarak yayımlanan Sovyet Ermenistanı'nın önde gelen isimlerinden A. İ. Mikoyan'ın 1919 yılında Lenin'e sunduğu gizli rapor, bütünüyle Ermeni milliyetçiliğine tavır almaktadır. Hatta Ermenistan Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin illegal çalıştığı dönemde 'çok gizli' kaydıyla yayımladığı ve okunduktan sonra imha edilmesini emrettiği talimatnamedeki "Ermeni askerleri ilerlemekte olan Türk askerlerine ateş etmemeleri ve mevzilerini terk etmeleri konusunda ikna edin!" ifadesi bu tavrın boyutunu göstermesi açısından çarpıcıdır. Bu tutum en üst düzeydeki Sovyet Rusya önderliği tarafından da benimsenmiştir. Nitekim 61. belgede Stalin kendi el yazısıyla yazdığı bir notta Ermeni meselesinde Türkiye'nin desteklenmesi gerektiğini ve Lenin'in de böyle düşündüğünü söylemektedir. Stalin'in Türk tezlerini en hararetli şekilde desteklediği başka belgeler de kitapta yer almaktadır. Bolşeviklerin bu tavrı, Transkafkasya'da Kızıl Ordu'yla Türk orduları arasında askeri bir işbirliğini de beraberinde getirmiştir. Kızıl Ordu'nun Nahcivan'da Türk ordusunu Enternasyonal Marşı'yla selamlaması bu yüzdendir. Basit bir askeri işbirliğinin çok ötesindeki bu kader birliğini kanıtlayan belgeler ise tarihimizdeki gizli kalan bir gerçeği ortaya çıkarmaktadır. Türkiye, Ermeni Soykırımı ile ilgili iddialara karşı şimdiye kadar gaflet ve hatta dalalete varan bir sessizlik içerisinde kalmıştı. Oysa sahte belgelere dayanan soykırım iddialarının satır aralarında başka bir ülkenin değil, Türkiye'nin meşruluğu ve var olma hakkı tartışılıyordu. Mehmet Perinçek'in Rus devlet arşivlerinde yaptığı araştırma ve okuyucuya sunduğu belgeler bu anlaşılması zor sessizliği bozmaktadır. Perinçek'in kitabında seçtiği belgelerin orijinallerine de yer vermesi son derece yerindedir. Böylelikle söz konusu belgelerin güvenilirliği konusunda soru işaretlerine yer bırakmazken, görsel olarak da okuyucuyu tarihsel bir yolculuğa çıkarmaktadır. Gündüz Aktan'ın, Perinçek'in kitabına yazdığı önsözde de belirttiği gibi, Rus Devlet Arşivleri gerçeğin yalanla savaşında bize büyük bir cephane sunmaktadır. 100 BELGEDE ERMENİ MESELESİ Mehmet Perinçek, Doğan Kitap, 2007, 228 sayfa, 11 YTL. |
|
|
|